Küçük Prens, çocuk kitabı olarak görünmesine rağmen, altında yetişkinlerin bile çoğu zaman yüzleşmekten kaçtığı derin bir alt metin taşıyan nadir eserlerden biri. Bu kitapta beni en çok etkileyen şey; hayatın içinde kaybolan basit ama en gerçek soruları, bir çocuğun merakıyla yeniden karşımıza çıkarması. Gezegenler, yetişkinlerin tuhaf alışkanlıkları, dostluk ve kaybetmek… Hepsi o kadar sade anlatılıyor ki, basitlik sandığımız şeyin aslında ne kadar ağır olduğunu fark ediyorsun. Her okuduğumda beni yeniden düşüncelere sürükleyen, aynı cümlelerin bile farklı bir yerime dokunduğu çok az kitaptan biri.
Küçük Prens’in dünyaya yabancı bakışı, insan ilişkilerindeki o kırılgan noktaları acıtıcı bir dürüstlükle gösteriyor. Bir çocuğun soruları gibi masum, ama aynı zamanda insanın en kırılgan yerini yoklayan cümlelerle dolu. Benim için bu kitabı özel yapan da tam olarak bu: Yaş kaç olursa olsun, okurken insanı içindeki o unutulmuş tarafla yüzleştirmesi. Küçük Prens, kısa ama etkisi uzun süren bir kitap; her okuduğunda farklı bir kapıyı açıyor.