Tarihte erdem ve sivil itaatsizlik ile özdeşleşen Sokrates’in ölümü, bu alanda çalışan teorisyenlere temel kavramları miras bırakmıştır. Sokrates “Sizden dileyeceğim bir şey daha kaldı: çocuklarım büyüdükleri zaman, Atinalılar, erdemden çok zenginliğe yahut herhangi bir şeye düşkünlük gösterecek olurlarsa, ben sizinle nasıl uğraşmışsam, siz de onlarla uğraşınız, onları cezalandırınız; kendilerine, kendilerinde olmayan bir değeri verir, önem vermeleri gereken şeye önem vermez, bir hiç oldukları halde kendilerini bir şey sanırlarsa, ben sizi nasıl azarlamışsam, siz de onları öyle azarlayınız. Bunu yaparsanız, bana da, okullarıma da doğruluk etmiş olursunuz. Artık ayrılmak zamanı geldi, yolumuza gidelim: ben ölmeye, siz yaşamaya. Hangisi daha iyi? Bunu Tanrı’dan başka kimse bilemez (Eflatun, 1998: 91) diyerek erdemli ve sorumlu bir yaşamı yüceltir. Sokrates, mevcut koşullar ne olursa olsun, her bir kişinin eylemlerinin sonuçlarına katlanması gerektiğini, üstün bir yasa olarak gördüğü Tanrı’nın yasasına boyun eğmenin gerekliliğini vurgular. Sokrates’in amentüsü olan “aşk, para, şöhret” sahibi olmaktansa “gerçeği bulma arzusu” Thoreau’nun hayat felsefesini ve amaçlarını özetler.