Sonluluğun bulantısı ile sonsuzluğun bulantısı adını verdiğim şeye dayanamıyordum artık. Herkes, on üçünde, on beşinde, on sekizinde bu aşamadan geçmiştir. Aslında aşmamışlardır bu meseleyi, çünkü söz konusu, tam da aşılamaz olandır, ama artık dikkate almamışlardır: ya bu mesele onlara artık vız gelmiş ya da unutmuşlar.
Ruhumu istediğim kadar sorguya çekeyim, kıyısını bucağını karıştırayım, hiçbir derin titreşim bulamıyorum orada. Insanın iç dünyasının külrengi mekanlarında, daha başka yıkıntıların altında yatan daha başka yıkıntılardan başka bir şey yok. Peki ama, yıkıntı varsa, belki de daha önce bir tapınak, ışıklı sütunlar, mumlarla aydınlatılmış bir sunak vardı? Yalnız bir varsayım bu. Gerçekte, hiçbir zaman, hiçbir şey olmadı orada belki de kaos dışında.