İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
Frank Herbert DUNE filmi ve kitabından ilham alarak yaptığım poster çizimim.
Sol en üst: Atreides Hanedanı'nın amblemi.
Sağ en üst: Muad'dib. Paul Atreides'in Fremenler arasındaki lakabını belirten kanguru çöl faresinin amblemi (evrende böyle bir amblem yok, kendim çizdim o yüzden.)
Yarım daire şeklindeki dalgalar: Sandwalk, yani kum yürüyüşü. Kum solucanlarını uyandırmamak için özel olarak öğrenilen çöl yürüyüşü.
Elin tuttuğu iğne: Gom Cabbar. Paul'un filmin başlangıcında geçmek zorunda olduğu testte kullanılan, deriyle temas halinde direkt ölümü getiren iğne.
Siyah figür ve elindeki bıçak: Paul Atreides ve rüyalarında gördüğü, kendisine verilecek olan bıçak.
Çalışmalarımı Instagram'dan da takip edebilirsiniz. Dune
Düşüncelerinizi merak ediyorum.
Attan düşme korkusu, bizi düşmekten kurtaracağını sandığımız birtakım beceriksiz ve telaşlı hareketler yapmaktan ileri gelir, en kötüsü de bu hareketlerimizin, atı ürkütmüş olmasıdır.
talep ediyorum bu hayatı
sizleri talep ediyorum dostlarım sonra
gelin yanıma oturun
beni dinleyin
ben de sizi dinleyeceğim, sizi işiteceğim ilk defa
çok uzun süredir kendimin sağırıydım
kusura bakmayın,
kendimi bile işitmezken sizi işitmek nedir bilmedim.
haliyle hayatlarınız yavan,
duygularınız denizci düğümlü,
düşünceleriniz kitapsız gelirdi bana.
sonra bir gün tüm bunların aslında
benimle alakalı olduğunu anladım.
neyse, sizi talep ediyordum sonra,
bir dilim ekmeğe uzanır gibi sizi istiyorum.