Çünkü ancak yüksek bir zekanın uygulayabileceği şeylerdi bunlar:
Kimseyle alay etmemek, ama her türlü alaya katlanmak; aptal biriyle hiç uğraşmamak ve onu kendi haline bırakmak; asla kendini kaybetmemek, asla öç peşinde koşmamak; sakin ama gururlu bir şekilde sükûnetini korumak.
Ruhumun ücra köşelerinde, tıpkı sakin havalarda fark edilen ve fırtına dalgalarının parçalar halinde kumsala fırlattığı o kabuklu deniz ürünleri gibi, gömülmüş, dokunaklı anılarım var.
Şimdi de kendi kendime şu lüzumsuz suali soruyorum: Kolay elde edilmiş bir Saadet mi, yoksa insanı yücelten ıstırap mı daha iyidir? Evet, hangisi daha iyi?