Evimin içinde ayağının sesini duymak istiyorum,
istiyorum ki kapımı çalasın
sana kendi elimle açayım kapımı.
Fakat kunduralarını taşlıkta çıkar kuzum çamurluysalar,
terliklerin seni bekliyor zaten.
Sana kendi elimle yemek pişirmek istiyorum,
kendi elimle kurmak soframızı.
Yalnız,
bulaşığı yine eskisi gibi beraber yıkarız.
Seninle aynı kitapları okumak istiyorum.
(elbet yine anlatırsın bana anlamadığım yer olursa).
Kendi elimle yıkamak istiyorum çamaşırlarını
ve söküklerini dikmek.
Ve istiyorum ki kendi elimle alayım tozunu yazı masasının,
(darmadağınıklığını bozmaya kıyamadan).
Fakat artık
sen de minderin üstünde unutmazsın yanar piponu
ve külünü dökmezsin döşemeye.
Çalıştığın yerde seninle yan yana çalışmak istiyorum,
dövüştüğün yerde yine yan yana dövüşmek,
(ekonomik istiklal için
ve ev işleri esirliğinden filan kurtulmak için değil)
burnunun dibinden ayrılmamak için.
Ve nihayet
en dehşetli hakkımı
seninle aynı yastıkta uyumak istiyorum
Seni sevmenin hayli uzağına düştüm.
Sonra şarkı olup kendime ağladım.
Notalarına takıldı dilim,
Sigara yedim,
Şarap çektim içime,
Kitap ezberledim hiç okumadan,
Birkaç hasta mısraya müezzin oldum,
Mayakovski'nin muhteşem ölümüne ömür ekledim kendi yaşımdan şuursuzca.
Korkuyla,
Seni yanlış yaşadığım yaşamın yakasına iliştirdim
İştar'ın ihtişamlı yalnızlık çağına giderken,
Lilith yol kenarına atılan bir cesetti tüm kutsal tabletlerde,
Saçı kederden üşüyor iken,
Siyah iki damla kan düştü toprağın rahmine
Ve Allah sütten kesildi.
Yağmur sevinçten eteği düşen bir ormana kaçtı,
Gölgen sıçradı üzerime ansızın
Şimdi üstüm başım erik kokuyor...