Emirhan Avanoğlu

Seven kişi aşkı incelemez, harekete geçen kişi eylem üzerine hiç düşünmez: İnsanoğlunu araştırıyor olmam, olmaktan çıktığı içindir; kendi kendimi incelemem de artık “ben” olmadığımdan: Tıpkı diğerleri gibi nesne haline gelirim. İmanını tartan mümin sonunda terazinin üzerine Tanrı’yı koyar ve ancak yitirme korkusuyla coşkusunu ayakta tutar.
Felsefe-Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Her tarafta "isteyen" insanlar... çapsız ya da esrarengiz hedeflere doğru koşuşturan adımların maskaralığı, çakışan iadeler, herkes bir şey istiyor, kalabalık bir şey istiyor, bilmem neye doğru yönelmiş binlerce insan. Onları izleyemezdim, hele onlara hiç meydan okuyamazdım. Şaşırıp kalınır: Onlara bunca canlılığı hangi mucize vermiştir? Olağanüstü hareketlilik: Bu kadar az ette bunca hayatdoluluk ve histeri!
Düşünce
...bizleri doğmadan önce bir makam beklemektedir: Kariyerlerimiz annelerimizin karnındayken hazırlanır. Resmî bir evrenin üyeleri olarak, sadece delilerin lehine yumuşayan katı bir kader mekanizmasıyla bir yer işgal etmek zorundayızdır orada; hiç değilse deliler bir inanç sahibi olmakla, bir kurumu benimsemekle, bir fikri desteklemekle, bir girişimi sürdürmekle yükümlü değildirler. Toplum oluştuğundan beri, ondan kaçmayı istemiş olanlar zulme uğramıştır ya da çeneleri kapatılmıştır. Her şeyiniz affedilir, yeter ki bir mesleğiniz, isminizin bir alt-başlığı, yokluğunuzun üzerinde bir damga olsun. “Hiçbir şey yapmak istemiyorum” diye bağırma cüreti kimsede yoktur.
Düşünce
Şüphe’yi yerkürenin derinliklerine kadar ekmek isterdim; onun maddeye nüfuz etmesini sağlamak, zihnin hiç girmediği yerde onun hükümdarlığını kurmak ve varlıkların iliğine ulaşmadan önce de taşların huzurunu sarsmak, oraya güvensizliği ve yürek kusurlarını sokmak. Mimar olsam, Yıkım’a bir tapınak inşa ederdim; vaiz olsam, duanın gülünçlüğünü açığa vururdum; kral olsam, başkaldırının amblemini dikerdim. İnsanlar gizliden gizliye birbirlerinden tiksinmeye heves ettiklerine göre, her tarafta kendine sadakatsizliği tahrik ederdim, masumiyeti hayrete düşürürdüm, kendine ihanet edenleri çoğaltırdım, kesinliklerin çürüme yerinde çoğunluğun kokuşup gitmesine engel olurdum.
Felsefe
Nerede tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firarî bir cinnet - geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. İz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?
Düşünce