Emirhan Avanoğlu

Tıpkı aşk veya inanç gibi düşünce de bir yalandır. Zira doğrular birer hile, birer ihtiras kokusudur; eninde sonunda da yalan söyleyen ile kötü kokan arasında bir tercih yapmaktan başka yolumuz yoktur.
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·480 syf.·
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Richard Dawkins
8.2/10 · 4.110 okunma
Aşkı seyreyleyin: Ondan daha soylu bir iç dökme yolu, daha az şüphe uyandıran bir nöbet var mıdır? Titremeleri müzikle yarışır, yalnızlığın ve vecdin gözyaşlarıyla rekabete girer: Yüceliktir bu; fakat idrar yollarından ayrılmaz bir yüceliktir: dışkıların komşusu, salgıbezleri seması, deliklerin ani azizliği... Silkinen bu sarhoşluğun sizi fizyolojinin pislikleri içine fırlatması için bir dikkat ânı kâfidir; ya da, bu kadar ateşliliğin sadece bir sümük çeşitliliği ürettiğini saptamak için bir bıkkınlık ânı... Sarhoş olduğumuz zamanlardaki uykusuz bekleme hali, sarhoşluğun tadını kaçırır ve buna maruz kalanı, gönül gözüyle gören ve dile gelmez bahaneleri ayaklar altına alan bir kişiye dönüştürür. Aynı zamanda hem sevip hem bilmek olmaz; aşk da bundan zarar görür, zihnin bakışları altında miadını doldurur..
Aşk
Kendimde, herhangi birindeki kadar kötülük olduğunu fark ediyorum, ama eylemden -bütün kusurların anasından- tiksindiğimden, hiç kimse için acı nedeni değilim. Zararsız ve tokgözlü olduğum, ötekilere meydan okuyacak enerji ve patavatsızlıkta da olmadığım için, dünyayı bulduğum halde bırakıyorum. Öç almak, her an uyanık olmayı ve sistemli bir zihni, pahalıya mal olan bir devamlılığı gerektirir; oysa bağışlamanın ve hoşgörünün ilgisizliği, saatleri hoş bir şekilde boş kılar. Bütün ahlâklar iyilik için birer tehlikedir; iyiliği yalnızca ihmal kurtarır. Avanağın ağırkanlılığını ve meleğin ihtirassızlığını tercih ederek kendimi fiillerin dışına çıkardım; iyilik de hayatla bağdaşmadığından, iyi olmak için kendimi ayrıştırdım.
Felsefe
Mezar Taşı Kitabesi
“Asla yönetmeme, elinde hiçbir şeyi ve hiç kimseyi bulundurmama kibrinde oldu. Astsız, efendisiz, ne emir verdi ne emir aldı. Yasaların hükümdarlığından çıkarak ve iyilikle kötülüğün öncesindeymiş gibi, hiçbir canlıya acı çektirmedi. Hafızasından şeylerin adları silindi; algılamadan bakmıştı, işitmeden dinlemişti: Burun deliklerine ve damağına yaklaştırdığı kokular ya da ıtırlar dağılmıştı. Duyuları ve arzuları onun tek köleleri oldu: Pek hissetmediler, arzulamadılar. Mutluluğu ve mutsuzluğu, susamışlığı ve ürküntüleri unuttu; hatırladığı zamanlar olduğunda da, bunları adlandırmayı ve böylelikle ümide ve pişmanlığa kadar düşmeyi horgörmüştü. En ufak hareket bile, bir imparatorluk kuranların ya da yıkanların gösterdiği çaba gibi bir çaba gerektirmişti onun için. Doğmaktan bezmiş olarak doğduğu için, gölge olmak istedi: Peki ne zaman ve hangi doğumun kusuruyla yaşadı? Canlıyken kefenini taşımışsa da, hangi mucizeyle ölmeyi başardı?”
Düşünce