"Bazı kimseler için onur da, anayurt da bir şey anlatmaz, dedi. Kardeşleri çarpışma alanında can verirken, onlar konuk salonlarında züppelik yaparlar."
"Hayır, ben kadının toplum üzerinde, ya da hiç değilse bir adamın kalbi üzerinde nasıl etkili olabileceğini biliyorum. Bizi tutsak ettikleri aşağılık durumu kabul etmiyorum."
Panoptikon ve Gözetleme Toplumu
Foucault’da gördüğümüz ‘iktidar’ kavramı Chul-Han’da değişime uğrar. Ona göre toplumda bizi gözetleyen ve optimize eden bir iktidar yoktur. Foucault’ya göre iktidar bizim her hücremize sızan ve bizim davranışlarımızı, düşüncelerimizi her an gözetleniyormuşçasına optimize eden bir sistemdi. Bu iktidar; kuşatıcı ortamlardan ve kurumlardan oluşurdu. Aile, okul, hapishane, kışla, hastane ve fabrika kuşatmanın disipline edici mekânlarına örnekti. Disipline edilecek kişi sırasıyla bu ortamların birinden bir sonrakine geçer. Bu esnada da kapalı bir sistem içinde hareket etmekteydi.
Ancak Chul-Han, modern neoliberal toplumda artık gözetleyen ve cezalandıran bir iktidarın olmadığını söyler. Bizi sürekli olumlayan, baştan çıkaran ve sonsuzca çabalatan bir performans öznesi hâline getiren, yine bizlerden oluşan akıllı bir iktidar vardır. Toplumdaki bireyler sürekli birbirini gözetleme ve birbirini optimize etme beklentisi içindedir. Örneğin Dubai çikolatası moda olur ve bunun tüketimi bir kült haline gelir. Toplumdaki bireyler tarafından gözetlendiğimiz bir sistem, bizi bu kültün bir parçası olmaya iter. Biz de gönüllü olarak bu külte katılır ve kültün gerektirdiğini gönüllü olarak sergileriz. Parçası olduğumuzu göstermek için gönüllü olarak sömürülmek pahasına biz de kendimizi sergileriz.
Chul-Han bunu akıllı iktidar kavramıyla açıklar: “Akıllı iktidar bilinçli ve bilinçdışı düşüncelerimizi okur ve değerlendirir. İnsanların kendi iradeleriyle kendilerini düzene sokmasını ve optimize etmesini bekler. Böylelikle de üstesinden gelinmesi gereken bir dirençle karşılaşmaz. Bu tahakküm büyük bir çaba, zor kullanmaya gerek duymaz, öylece gerçekleşiverir.”
Foucault bu iktidar sistemini biyopolitika ile açıklar. Ona göre iktidar bedeni terbiye eder,