Bir düşüncenin doğruluğu, herkesin ona inanmasıyla ya da herkesin onu reddetmesiyle değil, bu düşüncenin mantık kurallarına uygun olup olmadığıyla belirlenir.
"Toplumsal yaşam, başkalarının bizimle ilgili algıları ile bizim kendi gerçekliğimiz arasındaki uyuşmazlıklarla örülü. Temkinli olmaya çalıştığımız zaman aptallıkla suçlanıyoruz. Utangaçlığımız kendini beğenmişlik, başkalarını memnun etme isteğimiz dalkavukluk olarak algılanıyor. Bu yanlış anlamalara son vermek istiyoruz ama birden boğazımız kuruyor, ağzımızdan çıkan sözlerden hiçbiri asıl söylemek istediklerimiz olmuyor. En büyük düşmanlarımız bizim üstümüzdeki mevkilere atanıyor, bizi çekiştirmeye devam ediyorlar. Aslında, masum bir düşünüre yönelen bu haksız nefrette, bize adil davranmayı beceremeyen ya da bunu istemeyen insanlar yüzünden yaşadığımız acıların yankılarını duyuyoruz."
"Neyi seçersen seç pişman olursun. Çünkü sorun tercihlerinde değil yaşanmamış bir hayatı romantize etmendir. İnsan her daim gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yüzden mesele en doğru seçimi yapman değil. Hangi pişmanlıkla yaşayacağını seçip karar vermendir."
(i) Teorik olarak ölene kadar ölümsüz olup olmadığımızı bilemeyiz.
(ii) Öldüğümüzde ise bir şey bilemeyiz.
(iii) Dolayısıyla ölümsüz olup olmadığımızı bilemeyiz.
Kısacası; ölümlü olduğumuzu asla deneyimleyemeyiz, ölümsüz olduğumuzu ise asla kanıtlayamayız.
Filozof hayatını Atinalılarla konuşmaya adamıştı; bu insanların kafalarının nasıl işlediğini ve ne yazık ki pek çoğunun da hiç işlemediğini gayet iyi biliyor, yine de bir gün düşünmeye başlayacaklarını umut ediyordu.