SemerT

SemerT
@avendeSora
"Kitaplarım bana yetecek kadar büyük bir krallıktır." ( Shakespeare )
Lisans
Ankara
Adana, 22 Ağustos
47 okur puanı
Ocak 2016 tarihinde katıldı
Puan vermedi·328 syf.··
2015 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2015 00:00
Eser Miktarda Spoiler İçerir! Merhaba 1k Ailesi, İncir Kuşları; birçoğumuzun bilmediği Boşnak (Srebrenitsa) Katliamı gerçeğini gün yüzüne çıkaran, ilk basımı 2012 yılında yapılan Sinan Akyüz romanı. 1992-1995 yılları arasında yapılan bir soykırımı ele alan kitapta, ön planda işlenen aşkın fonunda Boşnak Katliamı ele alınıyor. Kitabı okuduktan sonra, eğer bilinçli bir okur iseniz, konu ile ilgili araştırma yapma ihtiyacı duyacak, araştırmalarınız sonucunda da kitapta anlatılan birçok olayın gerçeği olduğu gibi yansıttığını görecek ve şaşıracaksınız. Şimdiden bir konuda uyarmak istiyorum; kitabı okurken sık sık yaşayacağınız bir duygu, utanç duygusu. Yeri gelecek kendinizden, yeri gelecek ülkenizden, yeri gelecek insanlığınızdan utanacaksınız. Yazarın dili yalın, anlatımı akıcı, kitabın konusu ise utanç verici olduğu kadar sürükleyici de. Konu ile ilgili "...Bu öyle bir kin ki 150 bin masum insanın canına kıyabiliyor. Hatta 40 bin kadar kadına tecavüz edip, hamile bırakıp nefret çocukları dünyaya getirebiliyor. O yüzden bu kitap, Müslümanların kendisiyle yüzleşme kitabı. Çünkü Boşnaklar Avrupa'nın ve Birleşmiş Milletler'in göz yumduğu Bosna'daki katliamın içinde Müslüman oldukları için bu savaşın mağduru oldu…" diyen Sinan Akyüz’ün İncir Kuşları adlı romanının, özellikle Boşnak Katliamı’nı bilmeyenler tarafından okunması gerektiğini düşünüyorum. Aynı İncir Kuşları'nda olduğu gibi, Bosna halkının çektiği acıları anlatan Mavi Kelebekler adlı bir de dizi var. Dizi konusunda özel bir yorumda bulunamam fakat, İncir Kuşları romanı okunmaya değer bir kitap. Bu kitap, düşünmeden tavsiye edebileceğim bir kitap. Okuyun, pişman olmayacaksınız. Keyifli okumalar dileyemiyorum, çünkü kitabı okurken keyif almayacaksınız. Fakat
1000Kitap
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Merhaba 1k Ailesi, Kitapta daha ilk sayfalardan itibaren aynı olay hakkında farklı örnekler verildi ya da aynı örnek tekrar okuyucu karşısına çıkarıldı. Bu tekrarlama işi oldukça sıkıcı hale geldi. Tahminimce bir çok okuru da sıkmıştır. Bu nedenle de yarım bıraktım. Kişisel gelişim kitaplarını seviyorsanız, bir de siz deneyin derim. Ama eşiğiniz yüksekse beğenmeyebilirsiniz. Hepinize keyifli okumalar diliyorum. Yeni güne yüzünüzde güller açarak başlamanız dileğiyle: İyi geceler.. :)
1000Kitap
Her Şey Seninle BaşlarMümin Sekman · Alfa Yayıncılık · 202316,7bin okunma
8/10
·65 syf.··
Beğendi
·
2016 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2016 17:23
Merhaba 1k Ailesi, Tezer Özlü’nün en bilinen 2 eserinden (Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna Yolculuk) birisi olan Çocukluğun Soğuk Geceleri, yazarın okuduğum ilk kitabı. Fakat eminim ki son kitabı olmayacaktır. Amacım kitabı “çerez” niyetine okumaktı. Ne de olsa kısa bir kitaptı. Bir anda başlar, bitiririm diye düşündüm. Öyle olmadı. Kitabı Tezer Özlü’nün hayatından, yaşadığı rahatsızlıktan, manik-depresif dönemlerinden habersizken okumaya çalıştım. Kitaba bir anlam veremedim. İlk 20-30 sayfa boyunca kafam karıştı durdu. Kitabın bu orta bölümünde Tezer Özlü’nün hayatını araştırdım ve kitaba öyle devam ettim. O saatten sonra kitap inanılmaz etkileyiciydi. Kitabın sonlarına gelirken Tezer Özlü’nün hastanelerde yaşadıkları ile ilgili yazılan bölümler beni hem hüzünlendirdi, hem de sinirlendirdi. Çocukluğundan başlayarak yaşadıklarını ve klinikte kaldığı dönemleri yazdığı Çocukluğun Soğuk Geceleri bir otobiyografi niteliğindedir ve kitabı okurken, adeta yazarın manik-depresif yaşamını seyrediyoruz. Bir arkadaşımın deyimiyle “Korkunç bir kitap!” olan Çocukluğun Soğuk Geceleri herkesin kütüphanesinde kendisine yer bulabilecek, her okuru etkileyebilecek bir eserdir. Ben, yazarın hayatını araştırıp, rahatsızlığını öğrendikten sonra kitaptan zevk almaya başladım. Bu yüzden size tek önerim yazarla ilgili biraz bilgi sahibi olup, kitaba öyle başlayın. Okuyun. Tezer Özlü okuyun. Beğeneceğinizi düşünüyor, keyifli okumalar diliyorum. Hepinize iyi akşamlar..
1000Kitap
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma
8/10
·224 syf.··
2016 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2016 18:19
Edebi bir eser arıyorsanız bu kitaptan uzak durun! Mahalleden Arkadaşlar, Aydemir’in ilk kitabıdır. 90’lı yıllardaki çocukluk dönemini kaleme alan yazarın bu eserinde, o yıllarda çocuk olanların kendilerinin de yaşadıkları (bazı) anıları gülümseyerek hatırlayacaklarından emin olabilirsiniz. Mahalleden Arkadaşlar, “Minik Selçuk” un hayatından mizah dolu ufak bir kesit. Kitabı 3 bölüme ayırarak incelemek istiyorum: 1.Bölüm: Eğer kitaba beklentiniz yüksek olarak başlarsanız (benim gibi), kitabın ilk bölümleri (80-100 sf.) atmayı hayal ettiğiniz kadar fazla kahkaha attırmayıp, hayallerinizi suya düşürebilir. 2.Bölüm: Tam kitaptan ümidi kesip, “O kadar da kahkaha attıran bir kitap değilmiş!” dediğiniz anda, kendinizi kitabın bu orta bölümünde (100-200 sf.) kahkahalar atarken bulmanız işten bile değil. 3.Bölüm: Kitabın bu son bölümünde (200-222 sf.) kahkahalarınız yerini minik gülümsemelere bırakıyor. Kitabın son cümlesinin ne anlama geliyor biliyor musunuz? Eğer bir gün kitabı okuyup da kitabın o son cümlesini anlarsanız lütfen bana da anlatın. :)))) İyi okumalar. :))
Mahalleden ArkadaşlarSelçuk Aydemir · Sayfa 6 Yayınları · 20155,5bin okunma
9/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2016 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2016 23:22
Dikkat! Spoiler içerir. ( Amok Koşucusu adlı hikâyenin incelemesidir. ) İntihar, Stephen Zweig`ın zihnini en çok meşgul eden kavramlardan birisiydi. İlk evliliği sırasında karısı Friederike ile birlikte intihar etmek istemiş, karısını intihar etmek için zorlamış, fakat daha sonra bu düşüncesinden vazgeçmiştir. İlk karısından ayrılan Zweig, II. Dünya Savaşı sırasında ikinci karısı ile birlikte hayatına son vermiştir. Zweig, intihar korku, endişe ve isteğini bu eserinde kahramanlarına yaşatmaktadır. Filmleştirme potansiyeli yüksek olan bu hikâyenin, 1991 yılında bir Alman televizyon kanalı için filmi çekilmiş ve tiyatro oyunu da yazılmıştır. ‘Ocenia’ gemisi ile Avrupa`ya geri dönen kahramanımız, gemide yalnız geçirdiği saatlerin birinde, bir ‘yabancı’ ile tanışır. ‘Yabancı’ çok ürkek davranmaktadır. Çünkü bir sırrı, bir öyküsü vardır. Bu öykü, Amok Koşucusu`nun öyküsüdür. Amok, Malezyalılarda görülen bir tür sarhoşluktur. Yalnız, bu sarhoşluk hiçbir şekilde alkol zehirlenmesi ile kıyaslanamaz. Çılgınlıktır, insanın gözünün dönmesi... Öyle bir çılgınlıktır ki bu, amacı dışındaki hiçbir şeyi, hiç kimseyi görmez. Amacına ulaşmak için, önüne gelen her şeyi yok edebilir. “Bir Malezyalı, herhangi bir sıradan, kendi halinde adam içkisini içiyor… Ruhsuz, ilgisiz, donuk bir biçimde oturuyor oracıkta… tıpkı benim odamda oturduğum gibi… sonra ansızın ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor, sokağa fırlıyor… dosdoğru koşuyor, dosdoğru… nereye gittiğini bilmeden… Yoluna ne çıkarsa, insan olsun hayvan olsun, hançerini saplıyor, akan kan onu daha da çıldırtıyor… Ağzı köpürüyor, kudurmuş gibi uluyor… ama koşuyor, koşuyor, ne sağa bakıyor ne sola, acı acı haykırarak, elinde kanlı hançeriyle, korkunç koşusunu sürdürüyor… Köylerdeki insanlar bu Amok koşucusunu hiçbir gücün
Televizyon
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,6bin okunma