“Kimsenin beni tanımasını istemiyorum. Ne kadar az tanınırsam o kadar rahat olurum. Böylece kimse beni sormaz, beni göstermez, beni durdurup olan biten hakkındaki fikrimi öğrenmeye çalışmaz. Birisinin gelip bana, 'Mahmud Bey, olup bir tane hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Filistin'deki olaylar nereye doğru gidiyor?' diye sorduğunu düşünsene, çıldırırdım. Böyle girift bir sorunu kim çözebilir? Öyle bir mevzu ki bu içinde yok yok. Filistinli köylüler, onların şehirlerdeki ve kırsaldaki liderleri, köylerdeki fakirlik, şehirlerdeki zenginlik, Yahudilerin getirdiği Avrupa'nın sanayi üstünlüğü ve Türklerin bu toprakların halkına bıraktığı her konuda geri kalmışlık mirası. Bir yandan, karışık ve tutarsız hedefleri olan, bitmek tükenmek bilmeyen anlaşmazlıklarıyla onlarca siyasi partinin yol açtığı kaos var. Diğer yandan tek amaçları Filistin'i işgal etmek ve halkını defetmek olan iyi organize olmuş Yahudi örgütler. İçinde biz Araplar, İngilizler ve Yahudiler olan bu denklemi kim çözebilir?"