7/10
·251 syf.··
2026 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 10:59
İnsanların, bizim; mutant olduğumuzu bir düşünün. Hayır, iki tane kafamız ya da sekiz tane gözümüz yok. Bu şekildeyiz. Aynıyız ama birilerine göre mutandız.. Aborjinlere göre… Avustralya yerlilerine göre… Doktor olan Marlo; aborjinlerden bir davet alır. Davette kendini bir ödül töreninde bulacağını düşünen Marlo, kendini bir çölde bulur.. Kitap; belli bölümlere ayrılabilir. İlk bölüm arınma… Marlo; modern dünyadan arınmaya başlar. Daha sonra Çöl yolculuğuna çıkar. Bu yolculuk aylarca sürer.. kitabımızda bu şekilde başlar ve devam eder. Kitabın içindeki mesajlar oldukça fazla: her şeyin Akışta olduğu, moderniteyi reddetiş… Ve daha fazlası… Kitabın hikayesinden başka bir şey de dikkat çekici. Kitap yaşanmış bir gerçek anı diye yayınlanmış.. Aborjinler zaten gerçek ama kitabın içindeki aborjinler de gerçekmiş.. dünyamızdaki aborjinlerden tepki alan yazar gerçek hikayeden esinlenmiştir ibaresi kullanmaya başlamış.. Açıkçası aborjinler’in bazı davranışları bana olağanüstü gibi gelse de neden olmasın da diyorum.. kitabı sevdim. Genelde iç sorgulamanın, arayışın olduğu bir kitaptı. ️7/10
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma
9/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 192. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:58
Okurken İstanbuldan Cape Town a,ordan Madagaskar'a uzanan bir hikaye Ölümcül Baobab... Baobab ağacı hayatı, dayanıklılığı bilgiyi ve birliği sembolize eden bir ağaç. Daha çok Afrika ve Avustralya da yetişen bir ağaç türü. Kitapta baobab metaforu üzerinden sığınmacıların hikayesini okuyoruz aslında.. Azgar Naik Afganistan dan ailesiyle Türkiye ye kaçan bir genç.Yolda gelirken çok da sevmedigi babası Iran topraklarında ölmüş. Azgar ın da bu ölümde payı var .Annesi bir apartmanda kapıcılık yapan bir adamla evlenmiş. Gencecik kız kardeşi ise kendinden kat kat büyük bir adamla sevgili ..Azgar sa bir klinikte kalıyor . Cihangir Kent sadece göçmenlere hizmet veren bir psikiyatri kliniğinin sahibi olan bir tıp doktoru.Azgar da onun yanına gitmiş ilk Turkiye ye geldiğinde. Çevirmenlik yapmak için kalmış orda ve klinikte bir odada kalıyor.Doktor onu himayesi altına almış. Memleketinden çok uzakta yaşamaya çalışıyor. Tıpkı köklerinden ayrılıp orda yaşam sürmeye çalışan baobab ağacı gibi ..O klinikte yapılanlarda hic masum degil .Kısırlaştırma, hafızayla ilgili çalışmalar gibi .. Dr.Cihangir in Hayırsız Ada da cesedi bulunuyor bir sabah.Bu bir cinayet mi , intihar mı?Daha önce de ortağı Cape Town da ölü bulunmuş . Azgar in hayatında kopukluklar var .Mesela Brezilya dan alınmış bir diş fırçası var ama o hatırlamıyor .Klinikteki kötü kalpli yardımcı Satenay çoğu seyi biliyor. Yeni gelen klinikte yöneticisi Jayen de Azgar la yolculuğa çıkıp gerçekleri öğrenmek istiyor.Bir de Veo var ki romandaki hayatı en sırlarla dolu olan karakter..Acaba bu ölümlerin Azgar la bir ilgisi var mı? Kitap "kırgıbayırlarının kırgıinsanlarına ,sığınmacılara" ithaf edilmiş. "Madem cehennemligiz , yağmurlu günde ölelim bari " demiş. Sığınmacı meselesi galiba Turkiye nin en önemli çözülmesi gereken
Ölümcül BaobabMehmet Mollaosmanoğlu · The Kitap Yayınları · 202613 okunma
Reklam
BİR ERKEĞİ ÖLDÜRECEK KADAR SEVMİŞ OLMALARI.
Puan vermedi
ROY : 24 Kasım 1961'de Hindistan'ın Kerela eyaletinden Hristiyan bir anne ile Hindu bir babanın kızı olarak dünyaya geldi. Aymanam Köyü'nde annesinin işlettiği okulda okudu. 16 yaşında evi terk etti. Delhi Mimarlık Okulu'nda okudu, ama mimarlığı hiçbir zaman sevmedi. Dört yıl süren ilk evliliğini bir okul arkadaşı ile yaptı ve bir süre eşiyle birlikte çiçek çocuk olarak(hippi-Savaşa hayır-doğayla uyumlu) yaşadı. Daha sonra bu hayatı bırakarak Ulusal Şehir İşleri Dairesi'nde çalışmaya başladı. Bir bursla İtalya'ya giderek anıt restorasyonu üzerinde çalışırken yazarlık yönünü keşfetti. İkinci eşi ile birlikte bir televizyon kanalı için dizi film, Hindistan'da üniversite öğrencilerinin yaşamına ilişkin bir film senaryosu, Hindistan'ın kırsal kesiminde eşleri tarafından istismar edilen kadınların kahramanı haline gelen Phoolan Devi hakkında tartışmalı bir film senaryosu yazdı. Son filmi mahkemelik olunca aerobik öğretmenliği yapmaya ve romanını yazmaya başladı. Kendi çocukluğundan esinlenerek beş yılda yazdığı romanını 1996'da tamamladı. 1997'de ilk ve tek romanı Küçük Şeylerin Tanrısı romanı ile İngiltere'nin en saygın edebiyat ödülü olan Booker ödülü'nü aldı. Bu ödülü alan ilk Hint kadın oldu. Kitap çeşitli dillere çevrilerek yaklaşık 8 milyon satış rakamına ulaştı. "Sokaktaki İnsanın İmparatorluk Rehberi", "Ya çek defteri ya Cruise Füzesi" adlı kitapların da yazarı olan Roy, yirmi yol boyunca siyasi konularda kitaplar yazmış ve küreselleşme karşıtı görüşleri ile tanınmıştır. 2002'de Lanan Kültürel Özgürlük Ödülü, 2004 yılında Sydney Barış Ödülü'nü kazanan Roy, 2005'te Irak Dünya Mahkemesi adlı küresel girişim nedeniyle İstanbul'da bulundu. 2002'de Narmada'daki baraj projesine karşı çıktığı için bir günlük hapis cezasına çarptırılmış olan Roy, 2014 yılında Mahatma
Küçük Şeylerin TanrısıArundhati Roy · Can Yayınları · 20191,759 okunma
Puan vermedi·188 syf.·
2026 428. kitabı
Hayalim ve özgürlüğüm daralıyor. Muzaffer Oruçoğlu Oruçoğlu yine kendine has üslubuyla kurmacasını zıtlıklarla besliyor. Avustralya'da, ait olunmayan bir kültürün içinde, birbirine tezat göçmen karakterlerin dünyasında, güzel ile çirkin, doğru ile yanlış, ciddi ile gülünç olan iç içe geçiyor. Net yargılar silikleşirken çelişkiler açığa çıkıyor. Oruçoğlu Çıplak ve Özgür olmanın reçetesini sunmaktan ziyade okurları Çıplak ve Özgür bir tartışmanın içine çekiyor. Yazarın saklanmaksızın karakterleriyle aynı göz hizasında durduğu, samimi ve cesur bir okuma sizi bekliyor. Çıplak ve Özgür Türk Yazar ve Ressam olan Muzaffer Oruçoğlu'nun kaleminden okuduk sıradışı kitabı...
Edebiyat & Roman
Çıplak ve ÖzgürMuzaffer Oruçoğlu · Belge Yayınları · 20206 okunma
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
ZAFER BAHÇESİ Merhaba arkadaşlar bugün harika bir eserle karşınızdayım. Yayınevinden ilk kez okuma yapıyorum ve daha önce okuma yapmadığıma pişman oldum ya. Neyse bir başlangıç yaptık ve artık devamı gelecek. Özellikle kendinden püsküllü ayraçlı olması muhteşem bir detay. Kitap oldukça akıcı, bazı sayfalarda görsellerin olması ise ayrı bir tat katmış. Hatta ben arada story atacaktım ama kitap o kadar akıcı ve merak duygusuyla ilerliyor ki elimden bırakmadan okudum ve bir baktım son sayfadayım. En sevdiğim yönlerinden biri, sadece bir dönem romanı olmaması; aynı zamanda umut, cesaret, fedakarlık ve yeniden başlamanın da hikayesi olmasıydı. Karakterlerle birlikte üzüldüm, heyecanlandım ve onların yaşadıklarını iliklerime kadar hissettim. Savaşın gölgesinde geçen bu hikaye de hem dönemin atmosferini hem de karakterlerin duygularını çok güzel yansıtmış. Özellikle Emily'nin yaşadığı değişime ve verdiği mücadele beni hikayeye daha da bağladı. Eser boyunca merak duygum hiç azalmadı ve sayfalar su gibi aktı. Eser bizleri 1918 yıllarına götürüyor, savaşın ve yaşam mücadelesinin yaşandığı zamana. Emily 21 yaşında genç ve güzel bir kız. Ailesi üst düzey bir konum da yargıç bir babanın kızı. Savaşta abisini kaybederler bu yüzden ailesi onu korumak adına özgür bırakmazlar. Emily savaştan dolayı çöküşte olan ülkesine gönüllü olarak yardımcı olmak ister. En yakın arkadaşı gibi gönüllü hemşire olmak ister ama kabul görülmez. Nekahethane de yaralı şekilde yatan Avustralya'lı Subay Robbie'le tanışır. İkili birbirlerine karşı birşeyler hissederler. Evlenmek isterler ama Emily'in ailesi karşı çıkar. Emily artık evden ayrılıp sevdiğine daha yakın olabilmek için çalışmak ister. Tarımla, çiftlikle uğraşan Kara Ordusana yazılır ve çalışmaya başlar. Sıradan insanların içinde hiç yapmadığı
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202640 okunma
4/10
·88 syf.··
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Yazarın 1900 lü yılların başlarında yazdığı aslında makalesinden kitaplaştırılan ensest yasağı ve kökenlerini anlatan kitabı. Sayfa olarak bakıldığında az gibi görünse de içeriği çok dolu, beyin yakan düşünmenizi sağlayan cümlelerle dolu bir kitap. Ensestin yasağını egzogami, evrensel olgular ( ki ilk başta genelde sadece Avustralya kıtası örneği var birkaç bölüm sonra dünyadan örnekler verilse de birkaç cümleyle özetlenebilir şekilde ayrıntı yok) klanlar, totemcilik, kan algısı ile işlenmiştir. Beklentimi karşılamayıp özellikle düşünülmesi gereken noktaların çoğunu tabu vs gibi kelimelerle genelleştirilmesi benim açımdan kitabı daha da aşağılara çekti, ama o dönemde bu kadar geniş araştırmalarla (özellik Avusturalya kıtası örnekleri) yazılmış olması, bu kadar zor bir alanda dönem şartlarında araştırmalar yapması takdir edilesi.
Ensest Yasağı ve KökenleriEmile Durkheim · Pinhan Yayıncılık · 2019152 okunma
Reklam
Reklam