Bir masaya üç zar atıldığında, ya hepsi iki gelir veya üç, dört ve beş veya iki, altı ve bir.
'Vay be, ne büyük mucize der misiniz? Her zarda aynı sayı gelebildiği gibi, o kadar da değişik sayı gelebilir! Ey ne büyük mucize! Üç zarda birbirini takip eden üç sayı geldi. Vay büyük mucize! Tastamam iki altı ve öteki altının altı geldi!' Bir fikir adamı olarak bu şekilde haykırmayacağınıza eminim, zira zarların üstünde belli sayıda rakamlar olduğundan, içlerinden birinin gelmemesi olanaksızdır.
"Rastlantının keyfine göre, karman çorman karışmış bu atomların insanın yaratılması için gerekli o kadar çok şey varken, nasıl bir insanı meydana getirmiş olabileceğine şaşıp kalıyorsunuz. Ama bilmiyorsunuz ki, bu madde yüz milyon kez, bir insan yaratmak niyetiyle yol alırken, bir insan meydana getirmek üzere gereken veya gerekmeyen bazı şekillerin çok veya çok azını kullanmak üzere, bazen bir taş, bazen kurşun, bazen mercan, ba-zen bir çiçek, bazen bir kuyruklu yıldız biçimlendirmek için duraklamıştır. Öyle ki, sürekli değişen ve kıpırdanan sonsuz miktar malzeme arasında, gördüğümüz az sayıdaki hayvanları, bitkileri ve madenleri yapabilecek maddelerin karşılaşmış olması da, aynen, yüz defa zar atışında bir kere çift gelmesinin mucize olmadığı gibi, bu karşılaşma da mucize değildir. Ayrıca, bu kadar kıpırdaşmadan bir şey oluşmaması imkânsızdır ve bu şey, meydana gelmesi için ne kadar az gereken olduğunu tahmin edemeyen bir şaşkın tarafından daima hayranlıkla karşılanacaktır.