On iki ay içinde hayatım sefaletten saadete dönmüştü ve her şey bu adam sayesindeydi. Ben ağlarken bana sarılmış, beni her hafta terapi seanslarıma götürmüş, kendimi yeniden keşfetmeme ve özgüvenimi kazanmama yardım etmiş, bana aşkın gerçekte ne olduğunu öğretmişti.
Güldüm, o kadar mutluydum ki neredeyse fazla geliyordu. On iki ay içinde hayatım sefaletten saadete dönmüştü ve her şey
bu adam sayesindeydi. Ben ağlarken bana sarılmış, beni her hafta terapi seanslarıma götürmüş, kendimi yeniden keşfetmeme ve özgüvenimi kazanmama yardım etmiş, bana aşkın gerçekte ne olduğunu öğretmişti.
Geçmişi yazmanın, anıları canlandırdığı söylenir. Bense geçmişi kâğıda dökmenin ve sonucu değiştirmenin terapi etkisi yarattığını görüyordum.
İlk hikâyem böyle doğdu.
Yalanlar, Yalanlar ve İntikam.
Tam olarak bana yaptıklarını yazdım. Ama bir ay sonra öldükleri ambar yangını fazla kolay bir sondu.
"Belki de çalışmamızdaki en önemli bulgu, travmayı bağlantılı tüm duygulanımlarıyla hatırlamanın, Breuer ve Freud’un 1893 yılında iddia ettiği gibi çözümlemediği olmuştur. Araştırmamız, dilin eylemin yerine geçtiği fikrini desteklememiştir. Çalışmamıza katılanların çoğu, tutarlı öyküler anlatırken aynı zamanda bu öykülerle bağlantılı acıyı da yaşıyordu ancak katlanılmaz görüntüler ve fiziksel duyumlar devam ediyordu. Çağdaş maruz bırakma tedavisi alanındaki araştırmalar, tutarlı bilişsel davranışsal terapi çalışmalarının da benzer hayal kırıklığı yaratan sonuçları olmuştur. Bu yöntemle tedavi edilen hastaların büyük çoğunluğunda, tedaviden üç ay sonra ciddi TSSB belirtileri devam ediyordu. İleride de göreceğimiz gibi, başınıza gelen şeyi anlatmak için kelimeler bulmak dönüştürücü olabilir ancak her zaman geri dönüşleri ortadan kaldırmaz ya da odaklanmayı arttırmaz, yaşamınıza önemli bir şekilde katılımı güdülemez ya da hayal kırıklığı ve algılanan yaralanmalara karşı aşırı duyarlı olmanızı engellemez.”