daşdibek

Hermenötik kuramı şiirin anlamlarını değil doğru anlamını araşhrmayı amaçlar. Buna göre bir şiirin birden fazla anlamı değil bir tek yani doğru anlamı vardır. Kitle talanına uğratılmış bir metnin okur sayısı kadar anlamı olması düşünülemez. Ancak okur sayısı kadar zenginleşmiş olması düşünülür. İstiklal Marşı şiirini okuyan herkes küçük ayrıntılar, imge ve ses nüanslarını bir yana bırakırsak tek doğruyu algılar. Bu milletin kurtuluş sürecini anlatan bir manzumedir o.
Sayfa 48 - Salkım Söğüt Yayınları, 1. Basım, Ekim 2009·Kitabı okudu
Reklam
Bir dönem ideolojik kavganın içinde kendilerine ideolojik ikon seçenlerin büyük bir kısmı seçtikleri yazarları okumamış, okuyanlar da anlamamışlardır. Eğer tam tersi olsaydı içine girdikleri ideolojik kavgadan çar çabuk sıvışırlardı.
Sayfa 44 - Salkım Söğüt Yayınları, 1. Basım, Ekim 2009·Kitabı okudu
Haşim'in şiirinde ve poetikasında anlamı bu kadar dışlamasının hayatında ve sanatında 'anlamlandıracak' çok az şeyinin olması mı yatmaktadır? İnsan bunu düşünmeden edemiyor. Bu bahiste şiirde mevzu konusuna de giren Haşim, onu ancak terennüm ve tahayyüle bir vesile olarak görür. Şiir konusuz olmaz demiyor. Şiirin gayesi konu değildir. Zira konu az çok anlamı inşa edecek olan unsurdur. Çanakkale Savaşı konusunda bir şiir yazacağım diyen şair onun anlam dünyasını da az-çok inşa etmiş demektir. Bu şiirde düşman ve onların zalimlikleri olacak, Türk askerinin kahramanlığı, vatan sevgisi, şahadet arzusu vb. olacaktır. Fakat bakıldığında bunların her birinin bir 'anlam' a tekabül ettiği görülecektir. Haşim'e göre anlam çeşitli kavram ve kelimelerin arkasına gizlenecek 'tehlikeli' bir şeydir. Buna göre Mehmet Akif'in Çanakkale şiiri içinde top sesleri, savaş sahneleri ve insanlık dışı zulümler, katliamlar, güç gösterileri olduğu için tebliğci şiiri hanesine yazılacaktır. Haşim'in burada bir çeşit 'telkin'den bahsettiği kuşkusuzdur. Tebliğci şiir yerine telkinci şiiri tercih eder. Davul yerine kemanı teklif eder. Fakat bunu kendisinin bütünüyle başarabildiğini söylemek çok zordur. Onun şiiri olaylardan çok 'dururnlar'ın şiiridir. Okuyucu şiirde anlamı olduğu gibi yakalayamayacak ya da bulamayacak ancak hissedecektir. Böylelikle Haşim'in şiirde anlamı bütünüyle reddetmediğini anlıyoruz. O anlamı öne çıkarmanın karşısındadır. Haşim esasında 'nitelikli okur'un peşindedir. Hiçbir şair şiirinin anlaşılmamasını ya da yanlış anlaşılmasını istemez. Zira yarattığı metninin yanlış anlaşılması demek şairin yanlış telakki edilmesini sebebiyet verir. Bu bakımdan Haşim, hiçbir zaman kendi şiirleri karşısında hissettiklerini bir okurun asla hissedemeyeceğini bildiğinden okuru bu konuda
42/43 Salkım Söğüt Yayınları, 1. Basım, Ekim 2009·Kitabı okudu
Ahmet Haşim, ölünceye kadar, bütün hayata daima bu fantasmagorik [görüntü oyununa değgin, garip, inanılmaz], menşur [neşrolunmuş, dağıtılmış, yayılmış] arkasından bakmıştır. Seyreyledim eşkal-i hayatı Ben havz-ı hayalin sularında; Bir aks-i mülevvendir anınçün Arzın, bana ahcar ü nebatı. derken, o, acaba, sanatının ve şahsiyetinin en sentetik tariflerinden birini yapmış olduğunun farkında mıydı? Hiç şüphesiz ki, farkında idi. Çünkü, bu instenktif, bu iptidai, bu hayali, bu karışık, dağınık ve muğlak insandan, daima uyanık, daima harekette, keskin ve merhametsiz bir zekanın panltıları hiç eksik olmuyordu. O, kendisini her dakika bunun aydınlığında görüyordu. Bütün kusurları, bütün acayiplikleri, bütün ayıpları ve meziyetleriyle görüyordu. Bu zeka, müziç ve çiğ bir projektör ışığı gibi onu bir dakika rahat bırakmıyor; içerken, yerken, severken, güler ve ağlarken, hatta belki,. hatta belki, uyurken bile bir an için sönmesini bilmiyordu. Hep panl panl yanıyordu ve Haşim, bunun ortasında, daima örtünmeye, saklanmaya çabalayan çırılçıplak bir adamı andınyordu. Onun için, bu ışıktan kurtulmanın yegane çaresi, bu projektörü, arasıra başkalarının üstüne çevirmekten ibaretti. Haşim ise, bu hususta elinden geleni arkasına bırakmazdı. O vakit, eyvah bu müthiş röntgen şuaına [ışığına] maruz kalanlara ... Zira, Haşim'in mütecessis [meraklı] gözleri, gizli bir köşeden, sadık [doğru] bir dikkatle onları tetkik etmektedir. Nerede ise, hiçbirinin haberdar olmadığı illetleri onların yüzüne vuracaktır. Kiminde bir kanser tümörü, kiminde bir verem oyuğu, kiminde bir cüzzam lekesi keşfedecektir. Hasta olan, kusurlu olan galat-ı hilkatı [yaradılış yanlışı] yalnız kendisi mi? Yok canım. İşte, etrafında genç, dinç, güzel ve mesut görünen nice insanlar var ki, derilerinin altında,
14/15/16 İletişim Yayınları, 1. Baskı 2000, İstanbul.·Kitabı okudu
Oktay Rifat, şiirdeki anlamı görünen-görünmeyen, olabilen-olamayan bağlamında ele alır. "Bir sözün gözümüzün önüne gelen görüntüsü, olabilecek bir şeyse o söze anlamlı, olamayacak bir şeyse anlamsız deriz. "Ahmet düştü" sözünün bir anlamı vardır, çünkü Ahmet düşebilir. "Lambanın saçları ıslak" sözünün bir anlamı yoktur, çünkü lambanın saçı olmaz. Bir kelime sanatı, bu yüzden görüntü sanatı olan şiirin sadece olabilecek görüntülere bağlanması istenemeyeceğinden, anlama da bağlı kalması istenemez."
Sayfa 18 - Salkım Söğüt Yayınları, 1. Basım, Ekim 2009·Kitabı okudu
Reklam