daşdibek

daşdibek

, bir kitap okudu
Puan vermedi·448 syf.·
36 günde okudu
·
2025 1. kitabı
Adem Apak
8.9/10 · 907 okunma
Reklam
FÂTİH CÂMİİ Yatarken yerde ilhâdıyla haşr olmuş sefil efkâr. Yarıp edvârı yükselmiş bu müdhiş heykel-i ikrâr. Siyeh-reng-i dalâlet bir bulut şeklinde mâziler, Civârından kaçar, bulmaksızın bir lâhza istikrâr; Ziyâ-riz-i hakîkat bir seher tavrında müstakbel, Gelir fevkinden eyler sermedî binlerce nûr îsâr. Derâgûş etmek ister nâzenîn-i bezm-i lâhûtu: Kol açmış her menârı sanki bir ümmîd-i cür'etkâr! O revzenler, nazarlardan nihan dîdâra, müstağrak, Birer gözdür ki sıyrılmış önünden perde-i esrâr Bu kudsî ma'bedin üstünde tâban fevc fevc ervâh, Bu ulvî kubbenin altında cûşan mevc mevc envâr. Tecessüd eylemiş gûyâ ki subhun rûh-i mahmûru, Semâdan yâhud inmiş hâke, Sînâ-reng olup dîdâr! Tabîat perde-pûş-i zulmet olmuş, hâbe dalmışken, O, gûyâ kalb-i nûrânîsidir leylin, durur bîdâr. Evet bir kalbdir, bir kalb-i cûşâcûş-i âşıktır, Ki cevfinden demâdem yükselir bin nâle-i ezkâr. Nümâyan cebhesinden Sadr-ı Îslâm'ın me'âlisi: O sadrın feyz-i enfâsıyle gûyâ bir yığın ahcâr, Kıyâm etmiş de, yükselmiş de bir timsâl-i nûr olmuş; Nasıl timsâl-i nûr olmaz? Şu pek sâkin duran dîvâr, Asırlar geçti hâlâ bâtılın pîş-i hücûmunda, Göğüs germektedir, bir kerre olsun olmadan bîzâr Bu bir ma'bed değil, Ma'bûd' a yükselmiş ibâdettir; Bu bir manzar değil, dîdâra vâsıl mevkib-i enzâr Semâdan inmemiştir, şüphesiz, lâkin semâvîdir: Zemînî olmayan bir cilve-i feyyâzı hâvidir.
s.7- 8- 9. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 3. Baskı İzmir, 2018
Bana sor sevgili kâri', sana ben söyleyeyim, Ne hüviyyette şu karşında duran eş'ârım: Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri; Ne tasannu' bilirim, çünkü, ne san'atkârım Și'r için <göz yaşı> derler, onu bilmem, yalnız, Aczimin giryesidir bence bütün âsârım! Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem; Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizârım! Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa; Oku, zirâ onu yazdım, iki söz yazdımsa.
s.14- 15 Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 3. Baskı İzmir, 2018
Yakından tanınmak insan için tehlikelidir, derler. Âkifin hayatı böyle bir tehlike bilmez. Yakından tanınmak onun hakkında kazançtı. Ona karşı mesafe hâindi. Cemiyetten eve kaçan, caddeden sokağa kaçan, şehirden kıra kaçan, insandan kitaba kaçan Âkif, uzaktan sevimsizdi; o, yakından güzeldi: iyi adamın güzelliğiyle, ferâgatin güzelliğiyle, sâhici şereflerin topunun güzelliğiyle güzeldi. Bilhassa, hayatta bâzı müşterek mefhumları bilmemek, ona vahşi bir güzellik veriyordu: Âkif'in bilmediği müşterek mefhumların başında menfa'at vardı. Menfa' atin ümmîsi idi. Birinci Cihan Harbi'ndeki açlık bile Akif'e menfa' ati öğretemedi. ¹ (1) Mithat Cemal Kuntay, Mehmet Âkif İstiklâl Şâiri, İstanbul 1944, s. 5.
Sayfa 40 - s.14- 15 Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 3. Baskı İzmir, 2018
Gözünde, fazla nâzik olan adam, gizli adamdı.² İki yüzlülere garazdı... Ve yaşlandıkça herkesten kaçıyordu. Daha yaşasaydı, yalnız kalacaktı; cemiyetle karşı karşıya tek bir adam.³ (2) Kuntay, s.296. (3)Kuntay, s. 295.
Sayfa 42 - s.14- 15 Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 3. Baskı İzmir, 2018
Reklam