Birlikte avlanıp avlarını birlikte yere indirdikleri, birlikte açlık çektikleri günler unutulmuştu, geçmişte kalmıştı artık. Şu anda önlerindeki mesele aşktı ve aşk, yiyecek bulmaktan daha amansız, daha acımasız bir meseleydi.
Halep'te yaşanan tarih katliamı acaba bir Avrupa şehrinde, söz gelimi Paris'te yahut Londra'da yaşansaydı böyle sessiz kalınır mıydı? Bosna'da olanlar Berlin'de olsaydı, Şam'ın başına gelenler, Prag'ın başına gelseydi dünya ayağa kalkmaz mıydı?
Harran'dan Mısır'a uzanan ilk durakta yollarında Halep, Şam, Gazze sıralanıyordu. Ölümün ev sahibi olarak keyif çattığı ve gepegenç misafirler kabul ettiği şehirlerdi bunlar; acı, kan ve göz yaşının derin kuşatılmışlıklara döndüğü mekanlar.