″Ben ve Fâtıma, Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzuruna vardık. Onu ağlar bulduk. ″Yâ Resûlallah! Sizi ağlatan nedir?″ diye sorduk. Şöyle buyurdu: ″Mîraca çıkarıldığım gece, bâzı kadınları şiddetli azap içinde görmüştüm; onları hatırladım, ağladım.″ Dedim ki: ″Yâ Resûlallah! Nasıl görmüştün?″ Şöyle buyurdu: ″Bir kadın gördüm; saçlarından asılmıştı, başı beyni kaynıyordu. Bir kadın gördüm; dilinden asılmıştı, eli arkasından çıkarılmıştı, boğazından aşağı katran dökülüyordu. Bir kadın gördüm; memeleri arka taraftan çıkarılmış ve bu memelerinden asılmıştı, boğazından aşağı zakkum dökülüyordu. Bir kadın gördüm; ayaklarından asılmıştı, elleri ile ayakları alnına bağlanmıştı. Ayrıca üzerine yılanlar ve akrepler salınmıştı. Bir kadın gördüm; kendi cesedini yiyordu, altında da ateş tutuşturulmuştu. Bir kadın gördüm; cesedi ateşten bir makasla kırpılıyordu. Bir kadın gördüm; yüzü simsiyah olmuştu, bağırsaklarını yiyordu. Bir kadın gördüm; sağırdı, kördü, dilsizdi, ateşten bir sandık içindeydi. Beyni burnundan akıyordu. Bedeni alaca, cüzzam illetinden ötürü kokuşmuştu. Bir kadın gördüm; başı domuz başı gibi idi. Bedeni de eşek bedeni gibi idi. Kendisine bir milyon çeşit azap ediliyordu. Bir kadın gördüm; köpek suretindeydi. Akrepler, yılanlar ağzından veya gerisinden giriyor, alt tarafından çıkıyordu. Melekler, bunun başına ateşten balyozlarla vuruyorlardı. Bunun üzerine Hz. Fâtıma ayağa kalktı ve şöyle dedi: ″Babacığım, gözümün nuru, bana haber ver; bu kadınların yaptıkları işler nelerdi?″ Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle anlattı: ″Saçlarından asılan kadın; saçlarını erkeklere göstermekten çekinmez, saklamazdı. Dilinden asılan kadın; dili ile kocasına eziyet ederdi.[44] Memelerinden asılan kadın; halkın çocuklarını, kocasının izni olmadan emziren