Büyük bir haksızlık vardı bu konuda, evrensel bir adaletsizlik, doganin kendisinde. Toplumsal eşitsizliğin ötesinde, doğa da böyle kurgulamıştı sanki, acı bir oyun gibi, her sahnesi işkence, her perdesi kan. Bebeği karnında taşımak, bulantılar, ağrılar; doğum sırasında atlatılan tehlikeler, sancılar; sonra emzirme, besleme, her ay katlanılan aybaşı ağrıları; ömür boyu ev işi yapma zorunluluğu; genellikle kadından üstün olduğuna inandırılarak büyüyen bir erkeğe katlanma, hatta ona kendini çok zeki hissettirme görevi; çapkınlığın erkekte marifet, kadında ahlaksızlık sayılması; tek tanrılı dinlerin kadın düşmanlığı...
Sayfa 22 - Can yayınları·Kitabı okuyor
Bundan acı duyacak yerde, bana orospu gözüyle bakanların karşısında pantalonum aybaşı kiri olacak diye utanıyorum. Bu adamların karşısında utanılmaz. Utanmak başka, bambaşka bir şey olmalı senin için artık kızım. Sana şimdilik orospu diyorlar. Sonra, daha neler olabilir. Sana yöneltilebilecek bütün aşağılamalar hiç değmemeli sana. Yeter ki sen kendini aşağılatma. Kendine karşı.
Reklam
Aybasılı kadın Kur'an okuyabilir mi?
Görüldüğü gibi Allah’ın aybaşı durumu için getirdiği yegâne yasak cinsellik yasağıdır.
Sayfa 386 - 2:222·Kitabı okudu
Alıntı
Dördüncü Fasıl
Vasıf ve Şart 8 - Büyük Doğu Cemiyeti kadrosuna girecek insan için gereken şartlar, umumî ve hususî olarak iki kısımdır: Umumi şartlar: A - Millî tefekkür ve tahassüs mihrakına pazarlıksız bağlı olacak... B - Büyük Dogu Metküresini, bütün dâvaları ve aks-i dâvalarıyla kayıtsız ve şartsız, benimseyecek... C - Erkek olacak... D - Yirmi iki yaşını doldurmuş bulunacak... E - Milli ahlâk telâkkimizin ölçüleri içinde kötü kişi olmayacak... Hususî şartlar: F - Ruhî ve bedenî, kötü ve çirkin illetlerden uzaklık... G - Hamle, fedakârlık, vecd ve heyecan seciyesi... H - Belli başlı bir duygu ve düşünce istidadı... I - Her bakımdan üstün ahlâk... Umumi ve hususî, birbirinden ayrılmaz ve müsâmaha kabul etmez olan bu şartlar üzerinde takdir hakkı cemiyetin umumi idare heyetine aittir. 9 - Yukarıdaki maddenin umumî şartlarındaki vasıflarına malik bulunanlar, cemiyet merkezine başvurarak, «Büyük Doğu Cemiyeti»nin gâye ve şartlarını kabul ettiklerine ve azası olmak istediklerine dair matbu teklif ve taahhüt varakasını doldururlar ve âzadan iki şahsın her türlü kefälet belirtici takdimi altında umumi reisliğe verirler. Umumî reislik de bu müracaatı umumî idare heyetinden geçirip kabul veya red eder. 10 - Her âza, zenginlik veya fakirlik derecesi ne olursa olsun cemiyete her ay yalnız, (2) lira aidat vermeyi kabul edecek ve bu vecibeyi mukaddesatına ve şahsî namusuna bağlı, ihmal ve tehir kabul etmez bir mükellefiyet sayacaktır. Aidat, ayda (2) ve senede (24) liradan fazla veya eksiz olamaz. Aylık aidatın sabit mükellefiyetinden başka, servet ve iktidar ehlinin Cemiyete yapacağı her maddî yardım, teberrû ve hibedir. 11 - Merkeze uzak yerlerdeki cemiyet âzası, aylık aidatlarını, o yere şube açılıncaya kadar, her aybaşı posta havalesi ile «Büyük Doğu Cemiyeti Umumî Reisliği»
Sayfa 23 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Kadınların hem doğa hemde insan toplulukları tarafından daha fazla acı çekmeye mahkûm edilişini anlamıyordu. Büyük bir haksızlık vardı bu konuda, evrensel bir adaletsizlik, doğanın kendisinde. Toplumsal eşitsizliğin ötesinde, doğa da böyle kurgulanmıştı sanki, acı bir oyun gibi, her sahnesi işkence, her sahnesi kan. Bebeği karnında taşımak, bulantılar, ağrılar; doğum sırasında atlatılan tehlikeler, sancılar; sonra emzirme, besleme, her ay katlanılan aybaşı ağrıları; ömür boyu ev işi yapma zorunluluğu; genelde kadından üstün olduğuna inandırılarak büyüyen bir erkeğe katlanma, hatta ona kendini çok zeki hissettirme görevi; çapkınlığın erkekte marifet, kadında ahlaksızlık sayılması; tek tanrılı dinlerin kadın düşmanlığı...
Reklam
Reklam