zeynep bolat

Immanuel Kant
Aklın pratik kullanımı, Saf Aklın Eleştirisi'nin (1781) sonuna yakın kısaca; Pratik Aklın Eleştirisi'nde (1788) ise tam olarak açıklanır. Argüman şöyledir; ahlak yasası adalet, yani erdemle orantılı mutluluk talep eder. Yalnızca Tanrının İnayeti bunu sağlayabilir ve besbellidir ki, bu yaşamda sağlamamıştır. Bu nedenle bir Tanrı ve bir gelecek yaşam vardır; özgürlük de olmalıdır çünkü aksi takdirde erdem diye bir şey olmaz. Ahlakın Metafiziği'nde (1785) ortaya koyduğu şekliyle Kant'ın etik sisteminin, hatrı sayılır bir tarihsel önemi vardır. Kant'ın faydacılıkla ya da ahlaka kendisi dışında bir amaç bahşeden herhangi bir öğretiyle işi olmayacaktır. ("Koşulsuz buyruk": Eyleminin maksimi senin iradenle genel bir doğa yasası olacakmış gibi eyle.) Kant Ebedi Barış üzerine incelemesinde (1795) savaşı yasaklayan bir anlaşmayla birbirine bağlı özgür devletlerden oluşan bir federasyonu savunur. (uluslararası bir yönetim)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

zeynep bolat

, bir kitap okudu
Puan vermedi·136 syf.·
4 saatte okudu
·
2023 13. kitabı
Jean-Jacques Rousseau
8.1/10 · 18bin okunma
Herkesin istemi ile genel istem arasında çoğu zaman hayli ayrılık vardır. Genel istem yalnız ortak yararı göz önünde tutar, öbürü ise özel çıkarları gözetir ve özel istemlerin toplamından başka bir şey değildir: Ama bu aynı istemlerden birbirini yok eden artılarla eskileri çıkarınca, ayrılıkların toplamı olarak genel istem kalır elde.
Kim genel istemi saymamaya kalkarsa, bütün topluluk onu saygıya zorlayacaktır. Bu da, “o kimse yalnız özgür olmaya zorlanacaktır” demektir.
Her birimiz kendi şahsını ve bütün yetkisini genel iradenin üstün yönetimine verir ve tüzel kapasitemizle, her üyeyi bütünün bölünmez bir parçası olarak kabul ederiz. Bu bütüne edilgenken devlet, etkinken egemen, diğer devletler karşısında iktidar denir. Ortaklara gelince, onlar bir birlik olarak halk, egemen gücün birer üyesi olarak teker teker yurttaş, devletin yasalarına boyun eğen kişiler olarak da uyruk adını alırlar.