Bu esnada kendimden geçmiştim; sanki onun adını önceden biliyordum, gözlerinin pırıltısı, rengi, kokusu, hareketleri hepsi bana tanıdık geliyordu. Sanki ruhum önceki hayatta ruhlar âleminde onun ruhuyla yan yanaydı. Aynı maddeden aynı kökten olduğumuzdan birbirimizle birleşmeliydik. Bu hayatta onun yakınında olmalıydım. Asla ona dokunmak istemiyordum, sadece tenlerimizden çıkan görünmez ışınlarla birbirimize karışsak yeterdi.
Bazen sana baktığımda, çok uzak bir yıldıza bakıyormuşum gibi hissediyorum. Göz kamaştırıcı fakat on milyonlarca yıl öncesinden gelen bir ışık. Hatta belki de yıldız artık yok. Yine de bazen o ışık bana her şeyden daha gerçek görünüyor.