Nasıl başlayacağımı bilmiyorum, serenad beni farklı duygulara sokan bir kitap oldu. Kitabı hem beğendim hem de beğenmedim. Kitabın ana hikayesi ikinci dünya savaşında almanyadan kaçan alman profesör ile kaçamayan yahudi eşini anlatıyor. Bu tabi en en özet hali, hikaye çok derin ve gerçekten aşklarına hayran kalıyorsunuz. Yıllar sonra alman profesör türkiyeye gelince onunla ilgilenmesi için üniversiteden Maya -bu kitabın ana karakteri- görevlendiriliyor. Kitabın ilk 250 sayfasında profesörün hikayesinden eser yok bunu özellikle söylemeliyim çünkü ana karakter beni biraz çıldırttı bu kısımda. Kitap yavaş ilerliyor. Olayları merakla büyüterek yavaş yavaş anlatıyor. Sadece profesörün hikayesini okumuyoruz aslında. Anlatıcımız olan ana karakter Maya’nın da hikayesini dinliyoruz. Maya’nın ailesi, işi, boşandığı eşi ve ergen oğlu hepsi bir sorun adeta. Kitabın ortalarına kadar Maya’nın karmaşasında profesörle ilgilenmeye çalışmasını dinliyoruz. Bu süreçte profesör kimdir, niye böyle garip davranıyor kesinlikle anlatılmıyor. Sonra profesör dönmeden önce Maya’ya anlatıyor ama biz orada da dinlemiyoruz hikayeyi. Sonlara doğru profesörün hikayesini ayrı bir bölüm olarak anlatıyor.
Okurken beni sadece ana karakter çok bunalttı. Daha kısa sürede okunabilirdi bu kitap ancak bazen gerçekten elime almak dahi istemedim. Bazen de bir oturuşta 150 sayfa falan okudum.
Eğer Maya’ya katlanabilirseniz gerçekten bir oturuşta okunabilecek, okuma zevki veren güzel bir kitap. Ama siz de benim gibi katlanamazsanız ana karaktere, kitabı beğenip beğenmemek arasında kalırsınız.