Aybüke

Aybüke
@aybukeapaydn
Reklam
Yarayla alay eder, yaralanmamış olan.
Sayfa 37
Edebiyat
9/10
·126 syf.·
2022 29. kitabı
*Spoiler içerir.* Yazıldığı dönemin özelliklerini o kadar güzel yansıtmış ki kitap en son Werther’in cenazesine hiçbir din adamı gelmedi şeklinde bitirmiş. O dönemler intihar kilise tarafından yasaklı ve çok günah olarak nitelendiriliyordu. Baş kahramanımız Werther’in arkadaşına yazdığı mektuplar şeklinde ilerliyor kitap. Sonunda tüm mektuplara ulaşılamadığı için mektupları derleyen ağzından bir bölüm var. Mektupların kalanını ve Werther’in intiharını anlatıyor o kısımda yazar bize. Werther duygularını o kadar güzel ifade ediyordu ki onu kimsenin anlamaması anlayan insanın da yeteri kadar değer vermemesi gerçekten büyük şansızlık olmuş. Charlotte, Werther’in büyük platonik aşkı. Sayfalarca ona olan aşkını anlatıyor arkadaşına. Ama Charlotte nişanlı ve evleniyor. Burada başlarda sadece arkadaşça bir ilişkileri olduğunu düşünüyordum ama sonra fark ettim ki Werther kendi kendine kapılmamıştı. Charlotte da ona karşı boş değildi. Ancak duygularını bastırıp hayatındaki insana son ana kadar ihanet etmedi. Son kısımda Charlotte’un kendi ile iç hesaplaşmasını görüyoruz. Werther’i içten içe kıskandığını duygularını anlatıyor. Werther’i baştan sona ölüme sürükleyen pek çok tema vardı kitapta. Etrafındaki çokça ölümler, ölümü konuşmalar, kaotik havalar, çaresiz aşkı… hepsi Werther’i içinden çıkılmaz bir duruma sokmuştu. En son bir daha Charlotte’u göremeyecek olması onun kırılma noktası oldu. Kitapta en etkilendiğim kısım ise sonunda kötü bir şey olacağını hissetmesine rağmen Werther’e silahı elleriyle gönderenin Charlotte olduğunu öğrenince Werther’in bunu “sen de bu kararımı destekliyorsun” olarak yorumlaması oldu. Yuvasının saadeti için gözden çıkardığı Werther’in ölümü Charlotte için hep bir vicdan azabı olarak kalacak.
Edebiyat
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,1bin okunma
7/10
·50 syf.·
2022 28. kitabı
Özgürlük mü yoksa sorumluluk mu? Ferdinand’ın içinde kaldığı bu ikilemi anlatıyor kitap bize. Savaş karşıtı olduğu için eşiyle beraber İsviçreye kaçan Ferdinand bir gün posta ile askerliğe elverişliliğinin tespiti için konsolosluktan mektup alır. Oysa askere çağırılmamak için kaçmıştır, o posta gelmesin diye her şeyi yapmıştır ama engel olamamıştır. Bu noktadan sonra artık özgürlüğü ile görev duygusu arasında ikilemde kalır. Eşi Paula ona özgürlüğünden vazgeçmemesini savaş karşıtı düşüncesini savunmasını söylese de Ferdinand kendini vicdani bir mecburiyetin içinde bulur. Ferdinand’ın bu ikilemi bana görev olarak sahiplendiğim çoğu şeyin kendimden ne kadar ödün vermeme sebep olduğunu gösterdi. Ben bu ikilemde kalsam muhtemelen görevimi seçerdim ama buna değer miydi gerçekten…
Edebiyat
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma