Her ödül içinde cezayı, her ceza da içinde ödülü barındırır. Dahası cezanın miktarı artsa da durum fark etmez. Cezanın daha ağır olması bile davranışı etkilemez. Öyle olsaydı, idam olan ülkelerde insanlar, ölüm cezası gerektiren suçlardan kaçınırdı. İdam olduğunu bilmesine rağmen insanlar hâlâ suç işlemektedir.
Aslında bireyler gibi toplumlar da denetim açısından farklılık gösterir. Bazı toplumlarda hiyerarşi çok fazladır ve insanlar dış denetimle kontrol edilir. Polis önemli bir dış kontrol mekanizmasıdır. Bazı toplumlarda polis çok önemliyken bazılarında değildir. Örneğin, bizim kültürde çocuklar hep polisle korkutulur. Çoğu insan emniyet kemerini güvenlik için değil, polis ceza yazmasın diye takar. Hapishaneler de öyledir. Her toplumda hapishane olsa da bazı toplumlar hapishaneleri dış denetim aracı olarak görür, bazıları rehabilitasyon merkezi olarak. Aslında bir toplumdaki levhalara bakarak da o toplumu anlarsınız. Ülkemizde uyarılar genellikle yasak ve ceza ifadeleriyle yazılırken, özdenetimli toplumlarda uyarılar daha çok rica ve bilgilendirme amaçlı yazılır.
Özdenetimi düşük olanlar, başkalarıyla tartışırken, kendi düşüncelerini bekletemez, dürtüsel davranır. Aklındaki her şeyi hemen söyler. Karşıdakilere konuşma fırsatı tanımaz ve onları dinlemez.
Kişi, dış motivasyonu kendine zorla kabul ettiriyor. Maalesef bunu kültürümüzde çok fazla gözlemliyoruz. Özellikle ayıp kavramı üzerinden. Kültürümüzde birçok kişi yapmak istemediği bir şeyi ayıp olmasın diye yapıyor. Ayıplanırsa kötü veya suçlu hissedeceğinden, ayıp kavramını kendisine uyguluyor. Kendini suçlu hissediyor ama kendi değerini ihlal ettiği için değil, başkaları yüzünden yargılanmaktan korktuğu için.