Holden, çocukların saf ve temiz dünyasının bozulmasını istemiyor. Kendini “çavdar tarlasında çocukları uçurumdan koruyan biri” gibi hayal etmesi de aslında şunu anlatıyor:
Keşke kimse büyümek zorunda kalmasa, keşke kimse incinmese.
Aynı zamanda kitap, bir çocuğun ya da gencin yalnız hissettiğinde, dünyaya yabancılaştığında neler düşünebileceğini gösteriyor. Bu yüzden hikâye sadece Holden’i değil, kendini bazen anlaşılmamış hisseden herkesi anlatıyor.
"Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı.
Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.
Tanrı,"Işık olsun" diye buyurdu ve ışık oldu.
Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.
Işığa"Gündüz", karanlığa "Gece" adını verdi.
Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.
Tanrı,"Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın"diye buyurdu.
Ve öyle oldu. Tanrı gök kubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.
Kubbeye "Gök" adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu."