Kelimeleri, daha önce, öyle kötü yerlerde kullanmış oluyoruz ki, kirletir diye korkuyoruz duygularımıza dokunursa. Seslerin başka türlü bir dokunulmazlığı var.
“Müzeyyen,” dedim, kendi kendime, elimde kürt börekleri ile dikildiğim kenardan, “çok güzelsin, çok.”
“Allah ruh güzelliği versin,” dedi bir tarafım. “Gözler ruhun aynasıdır,” dedi bir şarkı.
Neden her şeyi, tam istemediğim sırada veriyorsunuz bana? Neden bu kadar bekliyorsunuz? Neden bir şeyi elde etmenin anlamı kalmayıncaya kadar, onu vermemekte inat ediyorsunuz?