Beyza

Beyza
Life isn’t fair , but it can be funny .
10 Haziran
192 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2024 107. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2024 14:50
Kitabı okuyup bitirdiğimden beri kafamı ve düşüncelerimi toplamak bahanesiyle inceleme yazmayı sürekli erteliyordum. Ama bugün daha fazla ertelemek istemediğime karar verdim. Sonunda bu kitaptan bahsedeceğim için oldukça heyecanlıyım. Bu incelememde R. F. Kuang' ın ülkemizde son çıkan kitabı olan Babil' den bahsedeceğim. Öncelikle kısaca kitabın konusundan ve her ne kadar tam puan vermiş olsam da kitabın sevdiğim ve sevmediğim yanlarından, sonra ise kimlere önerdiğimden bahsedeceğim. Kolera salgını yüzünden yetim kalan küçük bir çocuğu, Oxford akademisyenlerinden Profesör Lovell himayesi altına alır. Ve kendisine sevdiği kitaptan etkilenerek Robin Swift adını koyan küçük çocuğu Londra' ya getirerek onun Oxford' un prestijli Kraliyet Çeviri Enstitüsü' ne girmesi için eğitim almasını sağlar. Biz Robin' in Çeviri Enstitüsü' ne girmesinin ardından kendi döneminin öğrencileri olan Rami, Victoire ve Letty' le Babil' in karanlık sırlarının farkına varmalarıyla beraber giderek karmaşıklaşan ilişkilerini okuyoruz. Kitap, benim oldukça takıntılı olduğum dark academia türünün bir ürünü olmasının yanı sıra çok ama çok sevdiğim Haşhaş Savaşı serisinin yazarının bir kitabı. Dolayısıyla benim bu kitabı sevmemem zaten pek olası değildi. Ama yine de kitapta sevdiğim gibi sevmediğim bazı noktalardan da bahsetmek istiyorum. Kitabın yaklaşık ilk iki yüz sayfası bizim karakterlerle ve kitabın dünyasıyla tanışmamız için oldukça sakin ve sabit ilerliyor. Ve benim bununla hiçbir sorunum yok ancak Robin' in Rami, Victoire ve Letty' le olan ilişkisinin ve grup içi dinamiklerin bu iki yüz sayfada daha iyi anlatılabileceğini düşünüyorum. Çünkü bana kalırsa birkaç örnek konuşma ve olay haricinde bizim yan karakterlerin kişiliklerini anlamamız genel olarak sonraki dört yüz sayfaya kaldı. Kitap
BabilR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20241,921 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·668 syf.··
Beğendi
·
2024 69. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2024 08:59
Bu incelememde uzun zamandır okumayı düşündüğüm Sissoylu serisinin ilk kitabı olan Son İmparatorluk' tan bahsedeceğim. Normalde incelemelerimde ilk önce kitabın konusundan kısaca bahsederdim ancak ben bu seride konuyu, kitabı okurken öğrenmenin daha keyifli olacağını düşünüyorum. O yüzden konudan bahsetmeyip ilk önce evren ve karakterlerden sonra ise kitabı kimlere önerdiğimden bahsedeceğim. Seriye başlarken en büyük çekincem herkesin çok yeni ve geniş bir evrenden ötürü kitabın başlarında zorlandıklarından bahsetmesinden dolayı oluşmuştu. Ama kitaba başlayınca böyle bir endişenin yersiz olduğunu fark ettim. Evet kitap oldukça orijinal ve geniş bir evrene sahip ancak yazar gayet anlaşılır ve yavaş yavaş anlatmış bence her şeyi. Özellikle metaller, sissoylular ve siskanlar hakkındaki bilgileri zaten ana karakterimizle beraber öğreniyoruz. Bu da her şeyi daha anlaşılır ve daha zevkli kılıyor. Gerçi yazar kitabın sonuna evrende geçen belli başlı kavramlardan oluşan bir sözlük eklemiş, okurken kafası karışanlara yardımcı olacağını düşünüyorum. Bu arada ben, kitap betimleme yönünden daha zengin olsaydı bolca bahsedilen mekanları gözümüzde canlandırmamız daha kolay olurdu diye düşünüyorum. Betimlemeler vardı ama bana biraz eksik ve yüzeysel geldi. Karakterlere gelecek olursak öncelikle şunu söylemem gerekir ki gerçekten hepsi incelikle yazılmış ve insanı kitaba bağlayan karakterlerdi. Ama yazarın bazı şeyleri es geçtiğini düşünüyorum. Örneğin Kelseir ve Vin arasındaki usta-çırak, öğretmen-öğrenci ilişkisini daha fazla okumamız gerekirdi bence. Ayrıca bazı yan karakterleri de yeteri kadar görmediğimiz kanaatindeyim ben. Umarım sıradaki kitaplarda yazar onlardan daha çok bahsetmiştir. Ama bunların haricinde dediğim gibi kitap, okuması çok zevkli karakterlere sahip.
Sissoylu - Son İmparatorlukBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 20201,874 okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2024 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2024 22:22
Karanlık Taç kitabında biz Celaena ' nın kralın şampiyonu olmasından sonra aldığı görevlerle beraber kralın planlarını ve arka planda çevirdiği işleri öğrenmeye çalışmasını okuyoruz . Bir yandan da Celaena ' nın geçmişindeki gizemlerden yavaş yavaş haberdar oluyoruz . Serinin ilk kitabı olan Cam Şato ' yu her ne kadar sürükleyici bulmuş olsam da yazarın asıl olay akışından ziyade balolar , davetler gibi konulara odaklandığını ve Celaena ' nın suikastçı yüzünü gerektiği gibi göremediğimizi düşünmüştüm . Ama yazar çok şükür ki Karanlık Taç ' ta bunu düzeltmiş . Biz bu kitapta hem Celaena ' nın suikastçı kimliğini hem de dünyanın fantastik kısmını daha fazla görme olanağı buluyoruz . Her ne kadar kitabın ilk yarısı birinci kitapta da olduğu gibi durgun geçse de bence ikinci yarı bu açığı kapatıyordu . ( ki ben ilk yarının da gayet akıcı olduğu kanaatindeyim ) Bu kitapta daha iyiye gittiğini düşündüğüm bir diğer konu da kesinlikle karakterler oldu . İlk kitaptaki ergence triplerinden çıkmışlardı bence . Özellikle Celaena daha olgun ve akıllıca davranıyordu . ( gerçi hala Dorian ' ı sevmiyorum , bana fazla yetersiz geliyor ) Çoğu kişi en sonda öğrendiğimiz bilginin ters köşe olmasına bayılmış ama bana nedense özellikle bir yerden sonra böyle olacağı belliydi gibi geliyor . O yüzden çok da etkilenemedim . Toparlamam gerekirse genel anlamda ilk kitaba göre daha çok sevdiğim ve seri hakkındaki beklentilerimi arttıran bir kitap oldu . Üçüncü kitabı ve seriye yeni eklenecek karakterleri sabırsızlıkla bekliyorum . NOT : Anladım ki Dex ' in çevirilerinden gerçekten hoşlanmıyorum . Özellikle bir ismin yerine başka bir karakterin isminin yazıldığı insanın sinirini bozacak sayıda cümle vardı . Neyse ki paragraf akışı sayesinde kimden bahsedildiği anlaşılıyordu .
Karanlık TaçSarah J. Maas · DEX · 20173,366 okunma
7/10
·416 syf.··
2024 60. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2024 23:53
Bugün , sonunda başlamaya fırsat bulduğum Cam Şato serisinin ilk kitabından bahsedeceğim . Celaena Sardothien , Endovier madenlerinde bir yıldır köle olarak çalışmaktadır ta ki Adarlan Veliaht Prensi Dorian ve Muhafız Kıtası Yüzbaşısı Chaol Westfall ona reddedemeyeceği bir teklifle gelene kadar . Eğer Celanea 23 yaver arasında yapılan yarışmayı kazanırsa kralın yaveri olma şansına sahip olacak ve dört yıllık bir hizmetin ardından kölelikten kurtulup özgürlüğüne kavuşacaktır . Biz Celanea ' nın teklifi kabul etmesinin ardından genel olarak o , Prens Dorian ve Chaol Westfall ' ın başından geçenleri okuyoruz bu kitapta . Kitaba çok büyük bir beklentiyle başlamadığım için benim beklentimi karşılayan bir kitap oldu ama tabi ki zayıf bulduğum bazı noktalar da var . Ben kesinlikle kitabın karakterler açısından oldukça zengin ve sağlam olduğunu düşünüyorum . Ve yazarın bize ilerleyen kitaplarda okuması çok zevkli karakter gelişimleri vereceğini umuyorum zira karakterler gerçekten geliştirilip ilerletilmeye çok müsaitler . Ve hemen hemen hepsini sevebiliyorsunuz ( benim için Dorian bir istisna oldu nedense tüm kitap boyunca hiç sevemedim onu , hele son yaşanan olayda hiç sorumluluk almaya cesaret edemeyip çocuk gibi davranması benim baya sinirime gitti , onda hiç Veliaht Prens kabiliyeti göremedim ) . Özellikle Celaena gerçekten güçlü bir kadın karakter ama ben bu kitapta onun biraz harcandığını düşünüyorum . Özellikle balolar , törenler , kıyafetler üzerinde o kadar çok durulmasındansa yarışmanın , arka planda dönen cinayetlerin , Celanea ' nın kabiliyetlerinin üzerinde daha çok durabilirdi bence yazar . Ve eminim ki o zaman daha keyifli bir okuma olurdu bizler için . Onun haricinde her ne kadar bu kitapta çok göremesek de yazar bize ileriki kitaplarda genişleyeceğini
Cam ŞatoSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20244,946 okunma
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2024 35. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2024 15:45
Bugün , aslında Gölge ve Kemik serisini okumamın temel sebebi olan serinin ilk kitabından , Kargalar Meclisi ' nden bahsedeceğim . İncelememde önce konudan ve kitap hakkında düşüncelerimden bahsedeceğim sonraysa Centilmen Piç ve bu seri arasındaki " çalıntı mı " muhabbetine değinip kitabı kimlere önerdiğimi söyleyeceğim . O zaman yine konuşmak istediğim bir sürü şey olan bu kitabın konusuyla başlayayım . Döküntüler ' in elebaşlarından biri olan Kaz Brekker ' a ucunda çok büyük bir para ödülü olan , reddedemeyeceği bir teklif gelir . Bunun üzerine Kaz kendisine Inej , Nina , Matthias , Jesper ve Wylan ' dan oluşan bir ekip kurar . Ve ekipçe bu imkansız görev için çabalamaya başlarlar . Biz bunun sonucunda yaşananlar okuyoruz kitapta . Kitap beni gerçekten çok şaşırttı . Çünkü Gölge ve Kemik serisi nedeniyle yazar ne yazsa beğenmeyeceğime dair haklı bir ön yargı vardı içimde . Diğer kitaplar hakkında yazdığım incelemeleri okuyanlar benim Alina ' dan , Malyen ' den , yazarın dilinden ve karakterleri işleyiş şeklinden ne kadar hazzetmediğimi bilir . Dolayısıyla bu seriyi beğenmeye dair tüm umutlarımı bir kenara bırakarak başladım seriye . Ama beklediğimin aksine bayıldım kitaba . Ayrıca yazarın hakkını da yiyemeyeceğim , çok ama çok geliştirmiş kendisini . Hem anlatım tarzını hem karakterlerini kısacası ilk kitapta beğenmediğim her şeyi geliştirmiş gerçekten . Bu yüzden beklentimin çok çok üstünde bir kitap oldu . Bence kitabın en iyi taraflarından birisi bizim farklı karakterlerin bakış açısından okuma fırsatımızın olması . Bu sayede hem hikaye tekdüzelikten çıkıyor hem de her karaktere ayrı ayrı ısınıp onların geçmişlerini öğrenme fırsatı buluyoruz . Yaklaşık bir buçuk günde bitirdim ve ara vermeden ikinci kitaba başlamayı düşünüyorum . Kitapta benim açımdan sorun
Kargalar MeclisiLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20204,564 okunma