Büyülü gerçeklik tarzı için muhteşem bir kitap ama kesinlikle +18 “Mart ayında bir hafta sonu,bir ikindi vakti,Dewi Ayu,ölümünden 21 yıl sonra mezarından kalktı.” cümlesi ile başlıyor ve bence ilgi çekmek için yeterli bir başlangıç.Yüzyıllık Yalnızlık’ı hatırlattı bana. Olaylar Endonezya’da hayali bir şehir olan Halimunda’da geçiyor.Dewi Ayu isimli bir kadının ailesi üzerinden güzellikleri lanete dönüşen 3 kuşağın yaşadıkları zorluklar ve sıklıkla tekrar edilen sapkınlıklar silsilesi anlatılıyor. Dewi Ayu çok güzel bir kadındır ve bu güzelliği ona sadece bela getirmiştir. Aksi gibi en az kendisi kadar güzel üç kız çocuğu daha dünyaya getirir.Dewi Ayu dördüncü ve son hamileliğinde bir kızı olursa oldukça çirkin olması için dualar etmiş ve duaları kabul görmüştür. Son çocuğu Güzel’in doğumundan 12 gün sonra kendi iradesiyle ölmüştür ancak ailesinin başına gelen felaketlere son vermek isteyip 21 yıl sonra mezarından kalkıp bıraktığı yere tekrar döner ve geçmişe de giderek olayları ve tabi yıllarca Hollanda sömürgesi olan bir ülke ve bu sefer 2.Dünya Savaşı ve Japon işgali ile binlerce insanın katledilmesi ve yine Endonezya’nın başka bir yarasının kabuğunu kaldırmış yazar: “kadın olmak”, “işgal altındaki bir ülkede kadın olmak” Dili oldukça akıcı. Asla zorlamıyor nasıl ilerlediğinin farkına bile varmadan okudum.