İnsanın ölümcül derecede hasta olduğunu öğrenmesindeki dehşetin, diğerlerinin kendilerini geri çekmesiyle birkaç katına çıktığını Paula'dan öğrendim. Ölmekte olan hastanın yalıtımı ölümün yaklaştığını gizlemeye çalışanların aptalca yapmacık tavırlarıyla daha da kötüleşir. Ama ölüm gizlenemez, ipuçları her yerdedir: hemşireler alçak sesle konuşurlar, doktorlar bedenin yanlış kısımlarına dikkat eder, tıp öğrencileri odaya parmak uçlarında girer, aile cesurca gülümser, ziyaretçiler neşeli görünmeye çalışır. Bir keresinde kanserli bir hasta, fiziksel muayenesini her zaman kalçasına bir şaplak indirerek tamamlayan doktorun bu kez muayeneyi elini sıcak bir şekilde sıkarak bitirmesiyle ölümün yakın olduğunu fark ettiğini söylemişti.
Kişi ölümden çok, ölümün eşlik ettiği mutlak yalıtımdan korkar. Hayatı hep ikişer ikişer sürdürmeye çalışırız, ama her birimiz tek başımıza ölmeliyiz. Kimse bizim için ya da bizimle birlikte ölemez.
Yaşayanın ölenden kaçınması, nihai mutlak terk edilmenin işaretidir.