Argonoff

Argonoff
@ayderen
Minerva (Ankara) Kitap Kulübü Yöneticisi
Üniversite
Ankara
Ankara
5 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Her insanın bir diğeri için engin bir muamma oluşu, üzerine kafa yorulması gereken şaşırtıcı bir gerçektir. Gece vakti büyük bir şehre girdiğimde karanlıkta kümelenmiş bütün o evlerin her birinin içlerinde kendi sırlarını barındırdıklarını düşünürüm, her bir evin her bir odasında ayrı bir sır vardır ve bunların içlerinde çarpan her bir yürek de hemen yanı başındaki yüreğin bile bilmediği ayrı bir sır taşır içinde. En berbat şeyler, hatta ölüm bile böyledir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biz birbirimize o kadar alışmamıştık ki.
Geçmişte ufak bir aylak sınıf, büyük bir çalışan sınıf vardı. Aylak sınıf, toplumsal adalet açısından hiç de hak etmediği imtiyazlardan yararlanıyordu; dolayısıyla bu sınıf ister istemez baskıya yöneliyor, nefret uyandırıyor ve imtiyazlarını haklı gösterecek kuramlar icat etmek zorunda kalıyordu. Bu olgular aylak sınıfın mükemmelliğini büyük çapta azaltmış, ama bu gerilemeye rağmen, bizim uygarlık dediğimiz şeyin hemen hemen tümünü bu sınıf yaratmıştır. Sanatı geliştiren, bilimleri bulan bu sınıftır; bu sınıf kitaplar yazmış, bu sınıf felsefeler ortaya atmış ve toplumsal ilişkileri bu sınıf inceltmiştir. Hatta baskı altındakilerin kurtuluşu bile genellikle yukarıdan aşağı doğru gelişmiştir. Aylak sınıf olmasa, insanlık barbarlıktan hiç kurtulamazdı.
Gerçek odur ki, maddenin bir bölümü varlığımız için zorunlu olduğu halde, maddeye durmadan biçim ve yer değiştirmek hiç de insan hayatının amaçlarından biri değildir. Eğer öyle olsaydı, kanal açma işinde çalışan her ameleyi Shakespeare'den üstün tutmamız gerekirdi.
İnsanın ölümcül derecede hasta olduğunu öğrenmesindeki dehşetin, diğerlerinin kendilerini geri çekmesiyle birkaç katına çıktığını Paula'dan öğrendim. Ölmekte olan hastanın yalıtımı ölümün yaklaştığını gizlemeye çalışanların aptalca yapmacık tavırlarıyla daha da kötüleşir. Ama ölüm gizlenemez, ipuçları her yerdedir: hemşireler alçak sesle konuşurlar, doktorlar bedenin yanlış kısımlarına dikkat eder, tıp öğrencileri odaya parmak uçlarında girer, aile cesurca gülümser, ziyaretçiler neşeli görünmeye çalışır. Bir keresinde kanserli bir hasta, fiziksel muayenesini her zaman kalçasına bir şaplak indirerek tamamlayan doktorun bu kez muayeneyi elini sıcak bir şekilde sıkarak bitirmesiyle ölümün yakın olduğunu fark ettiğini söylemişti. Kişi ölümden çok, ölümün eşlik ettiği mutlak yalıtımdan korkar. Hayatı hep ikişer ikişer sürdürmeye çalışırız, ama her birimiz tek başımıza ölmeliyiz. Kimse bizim için ya da bizimle birlikte ölemez. Yaşayanın ölenden kaçınması, nihai mutlak terk edilmenin işaretidir.