#Qorxular
Puan vermedi
Həqiqətən’də qorxular insan həyatın’da mühüm önəm daşıyan bir hiss’dir. Və Qorxusu olmayan insan təsəvvür olunmazdır. Ancaq Rövşən Abdullaoğlu’nun Emosialar və Psixologiyalar silsiləsin’dən olan, “Qorxular” Kitabı özümü inkişaf etdirmək’də və irəli addım atmaq’da hansı qorxuların maneə yarat’dığını və bunlarla necə mübarizə aparacağımı çox açıq və aydın şəkildə izah etdi. Məncə Qorxularımız’dan Qaçmaqı Yox Onlarla Üzləşib Mübarizə Aparmaqı Öyrənməliyik. Mən Bunu Öyrəndim. #k:172516 #y:28076
Psikoloji
QorxularRövşen Abdullaoğlu · Qədim Qala Nəşriyyatı · 2022174 okunma
Puan vermedi·119 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:27
“Kendine gel Türk, kendine gel Türk!” Olay batılı eğitim görmüş ama kimliğinin farkında olan aydın, şuurlu bilinçli bir Tatar Türk kızının ve ticaretle uğraşan ağabeyinin bir Osmanlı Türkü esir subay Mehmet Tolun Bey ile tanışması üzerine atılan fikri ve milli bir yolculuğun niyetiyle başlar. Bu sürece Bilal adını verdikleri Kont Zichy Bela adlı Türklüğünün bilincinde olan Macar Türkü bir subay da eşlik eder. Ve binbir plan, düzen ve nizam içerisinde hazırlandıkları fikri yolculuğa konulurlar. Bu yolculuk onların atalarına, milletlerine karşı bir vazifedir. Bu vazifenin geç teşekkül etmesine karşı hayıflanma ve kızgınlık, mahcubiyet ve kıskançlık vardır. Hayıflanma, kızgınlık, mahcubiyet atlarına karşıdır. Kıskançlık ise atalarının onlara bıraktığı ölümsüzlük anıtını bir Türk değil de Türk olmayanlar tarafından bulunması, incelenmesi ve işlenmesidir. Bu işlenmeye hiç güven duymamaktadırlar. Düşmanın onlara ölümsüzlüklerine dair panzehiri elleriyle sunacaklarını düşünmemektedirler. Dönemin şartları Türkler için ölüm kalım mücadelesinin verildiği elzem bir dönemdir. Cihan devletleri cihanşümul Türkleri tarihte hiç var olmamış gibi kazımak isterken köklerinin derinliğine kanıt Orhun Yazıtlarını onların lehinde çözümleyecek değillerdi. Bu, dört genç kimlik arayışlarında bu yazıtlarla hemhal olmanın heyecanına kapılarak çoşkuya gelseler de hem fikri bir Turan seyahati yapmamış Türklere kızarken hem Türklüğün ölümsüzlük anıtlarını ortaya çıkaracakları ve cihanın önüne serecekleri için kıvanç ve gurur duygularıyla bürünüyorlardı. Özellikle Mehmet Tolun Bey, bu yaptığının kendi milleti için bir ilk olduğunu ve milletinin gençlerine kapı aralayacağına umut ediyor, böylelikle bilim yolunun önünde uyuşukluğun kalkacağına dair heyecan duyuyordu. Tüm hikayeyi de onun yazmış
Gönül HanımAhmet Hikmet Müftüoğlu · Kapra Yayıncılık · 20212,004 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·208 syf.··
2026 47. kitabı
Kitap, beynimizdeki mikroskobik nöron ağlarının aslında tüm evreni kavrayacak ve yansıtacak kadar büyük olduğunu, devasa kâinatın ise insan zihninin (beynin) kapasitesi karşısında aslında ne kadar küçük kaldığını vurgular.Frekanslar ve Kuantum: Maddenin ve bilincin özünde titreşimler ve frekanslar yattığına dikkat çeker. Düşüncelerin ve algıların evrensel frekanslarla olan etkileşimi ele alınıyor.
Frekanslar Aleminde Kainat Beyne Küçük, Nöron Kainata Büyükİsmail Hakkı Aydın · Girdap Kitap · 202424 okunma
Puan vermedi·332 syf.··
2026 9. kitabı
Kitabın əsas qəhrəmanı “xoşbəxt ailə” həyatı olan Nihal xanımdır. Nihal kənardan xoşbəxt görünür, lakin onun içindəkiləri yanlız evli sevgilisi olan, Cahid bəy bilir. Düşünürəm ki, kitabda xəyanətə çox normal baxılır. İstər Nihalın, istər də evli Cahidin başqa biri ilə danışması qınaq obyekti deyil. Gözəlliyi dillərə dastan olan, bir çox kişi tərəfindən bəyənilən Nihal sonda xoşbəxt ola bilmir “intihar edir”. İntihardırmı, qətldirmi kitabın son vərəqlərində bu daha aydın olur. Kitabda isə məncə günahkar hər kəsdir.
Uğursuz GecəElhan Elatlı · Teas Press · 0392 okunma
10/10
·148 syf.··
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 11:53
Bir kitap düşünün, önsözünden başlıyor sizi heyecanlandırmaya, başka şeyler okuyacağınıza dair, içinizde kıpırtı oluşturuyor. Hikâyelerin her biri çok insanî, bir yandan öyle bir dünyadan, bir yandan öyle bir mahalleden, ama hepimizden. Hepimizden demişken; iç dünyamızdan, kalbimizden, duygumuzdan, öylesine tanıdık. "Toplu kaldırımlarda omuzlarımızın çarpıştığı milyonlarca kent yalnızı... Tanıdık insanlar... Bazı umutlarla, bazı umutsuzluklarla evlerine sığışan insanlar... İşten eve uzayan o yolculuklarda başlarını otobüs camına dayadıklarında neler düşünürler acaba? Kendilerine lütfedilen kısa akşam vakitlerini nasıl yaşarlar? Psikologları, sosyologları, deontologları, onkologları göreve davet ederim; araştırılsın." Diye ifade etmiş yazar ve tam da burada başlıyor bu hikâyeler... Bizim penceremize doğru... Kitabı çok beğendim, çok akıcı, farklı üslubuyla okunmaya değer. Teşekkürler.
Hudâyinâbit ÖykülerAydın Türk · İkinci Adam Yayınları · 20252 okunma
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022699 okunma