Dün gibi geliyordu ama zaman geçmişti, o hareketsiz, herkes için aynı, durağan yani, ne mutlu olanlar için daha yavaş ne de talihsizler için daha hızlı olan ritmiyle akıp gidiyordu.
Gölde süzüle süzüle ilerleyen bir kayığa hayran hayran bakan adamın kayığa bindikten sonra hissettiklerinin aynısını hissediyordu her adımında. Sallanmadan oturmanın yanı sıra, bir an bile nereye gittiğini, altında su olduğunu unutmaması gerektiğini ve dışarıdan bakınca kolay görünen ama başlayınca mutluluk verse de hayli zor olduğu anlaşılan ve alışık olmayan kolları ağrıtan kürekleri çekmek zorunda olduğunu görüyordu.
“Mü’min kişi günâhlarını hayalinde öyle büyütür ki, sanki kendisi bir dağın eteğinde oturuyormuş da dağ üzerine çökecekmiş zannederek korkar. Günaha alışmış kişi ise günahlarını, burnunun üstüne konan bir sinek gibi görür.”/Hadîs-i Şerîf