Aygül

La Loba
"Şarkı söylemek, ruh sesini kullanmak demektir. Soluk yoluyla, kişinin gerçek gücünü ve ihtiyacını dile getirmek, rahatsızlık çeken ya da eski gücüne kavuşma ihtiyacı duyan şeye ruhunu üflemek demektir. Bu, Vahşi benlikle ilişki arzusu taşana, ardından da ruh bu zihinsel çerçeveden konuşana kadar en derin, en büyük sevgi ve hislere inilerek gerçekleştirilir. Kemiklerin üstüne şarkı söylemek işte budur. Bu büyük sevgi duygusunu bir sevgiliden elde etmeye çalışmak hatasına düşmemeliyiz, çünkü kadınların yaratma ilahisini bulup söylemeye dönük bu çabaları, tek başlarına altından kalkacakları bir iştir, psişenin çölünde gerceklestircekleri bir iş."
Sayfa 42·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Düşünceleriniz ve hisleriniz arasındaki ilişki. Duygudurumunuzdaki değişikliklere neden olanlar olaylar değil, algılarınızdır. Üzgünseniz, düşünceleriniz olumsuz olayların gerçekçi bir yorumunu yansıyacaktır. Depresif ya da kaygılıysanız, düşünceleriniz her zaman mantıksız, çarpıtılmış, gerçekçi olmaktan uzak ve hatta sadece yanlış olabilir."
Sayfa 53·Kitabı okudu
Beğendiğin, hayranlık duyduğun bir şeyin karşısında hissettiğin şey; yani tek kelimeyle, 'Evet' deyişin. Bu onaylama, bu kabul, bu kabullenme. İşte o 'Evet' bir tek şeye cevap olmakla kalmıyor, hayata bir 'Amin' niteliği kazanıyor. O şeyi barındıran dünyaya, onu yaratan düşünceye, görebildiğin için de kendine. Ama 'Evet' ya da 'Hayır' diyebilme yeteneği zaten bütün sahipliklerin ruhudur. Kendi egonun sahibi oluşun da bundan gelir. Ruhunun, diyelim istersen. Ruhunun bir tek temel işlevi vardır, o da bu değerlendirme işidir. 'Evet' ya da 'Hayır,' 'İstiyorum' ya da 'İstemiyorum'. İnsan 'Ben' diyemeden "İstiyorum' diyemez. Ortada onaylayan insan yoksa, onaylama da olamaz. Bu açıdan baktığında, sevgini verdiğin her şey senindir."

Aygül

, bir kitap okudu
9/10
·984 syf.··
7 günde okudu
·
2021 1. kitabı
Ayn Rand
9.2/10 · 3.742 okunma
"Bizler insanoğlundaki büyüklüğün ne olduğunu da, onu nasıl tanıyabileceğimizi de anlamak için hiçbir çaba göstermiş değiliz. Bir uyurgezerlik havası içinde, büyüklüğün kendini feda etmekle ilişkili olduğu noktasına takılmışız. Salyamız aka aka, kendini feda etmek en büyük sevaptır, deyip duruyoruz. Bir an durup da düşünelim bakalım. Her şeyi feda etmek sevap mıdır? Kişi kendi dürüstlüğünü, namusunu feda edebilir mi? Ya onurunu? Özgürlüğünü? İdealini? İnançlarını? Duygularının dürüstlüğünü? Düşünce özgürlüğünü? Oysa insanoğlunun sahip olduğu en değerli şeyler bunlar değil mi? Bunları elde edebilmek için feda ettiği şeyler, fedakârlık sayılmaz; kârlı alışveriş sayılır. Ama bu varlıkları, onun hiçbir neden uğruna asla feda edemeyeceği şeylerdir. O halde tehlikeli ve kötü zırvalıkları tekrarlayıp durmaktan vazgeçelim mi? Kendini feda etme konusunu? Aslında esas feda edemeyeceğimiz ve feda etmememiz gereken şey, o benliğimizdir. İnsanda en çok saygı göstermemiz gereken şey, feda edilmemiş bir benlik olmalıdır."
Gail Wynand·Kitabı okudu