Bence, Dönüşüm’de anlatılan asıl mesele Gregor Samsa’nın böceğe dönüşmesi değildir. Zaten Kafka’nın bu hikâyede böceğin resmedilmesini özellikle istememesi de bunu benim icin isbat ediyor. Anlatılmak istenen şey bambaşkadır.
Gregor Samsa en başından itibaren kendisi olamamış bir karakterdir. Hayatını kendi isteklerine göre değil, tamamen ailesinin ihtiyaçlarına göre şekillendirmiştir. Sürekli çalışmış, evin bütün yükünü omuzlamış, ailesinin tüm ihtiyaçlarını karşılamış, hatta elinde kalan az parayla bile onlar için birikim yapmıştır. Ancak bu fedakârlıkların karşılığında gerçek bir değer ya da koşulsuz bir sevgi görmemiştir.
Gregor’un böceğe dönüşmesiyle birlikte aslında yeni bir şey ortaya çıkmaz o zaten gorulmeyen, ama desteginin eksilmesinin istenilmedigi bir aileninin icinde olan birisidir. Bir böcege dönüşmesiyle daha önce görünmeyen, fark edilmeyen bir gerçek görünür hâle gelir. Gregor, depresyonda hissettiğinde, hastalandığında, çalışamaz hâle geldiğinde ya da ailesi yerine kendisi için bir şeyler yapmaya yöneldiğinde, yani kendinden vermeyi bıraktığında, çevresindeki insanların tepkisi çok nett belli oluyor öfke, görmezden gelme ve sonunda ondan kurtulma isteği.
Bu durum, Gregor’un değerinin insan olmasından değil, işe yarıyor olmasından kaynaklanıyor, bence.. Kendinden verdiği sürece kabul görmüş, kendisi olmayı bıraktığı anda ise yük olarak görülmüştür.
Bu yüzden Dönüşüm, anlamı tek bir yere bağlanamayacak, her okuyucunun kendi yaşam deneyimi ve bakış açısıyla yeniden anlamlandırabileceği bir kitaptır. Karışık görünmesinin nedeni de budur.
Sonuç olarak Gregor Samsa’nın trajedisi, böceğe dönüşmesi değil; en başından beri kendisi olamamış olmasıdır. Zaten kendini kaybetmiş bir insanın, sonunda tamamen yok sayılması oldukça normal.