Kızıldeniz’den Ege’ye, Karadeniz’den Toroslar’a…
Yaşar Kemal yine bir Anadolu destanı yazmış. Yalnız bu destanın kahramanları savaşanlar, kan dökenler değil; ezilenler, sürülenler, memleketine hasret ölenler, barışı ve insanlığı her şeyin üstünde tutanlardır. Böyle destanı da ancak Yaşar Kemal yazabilirdi.
İnce Memed’den özlediğim o sürükleyici anlatımı fazlasıyla buldum. Buram buram toprak, çiçek, deniz ve Anadolu kokuyor sayfalar. Yaşar Kemal’in kelime zenginliğiyle nasıl bir eser olduğunu az çok tahmin etmişsinizdir artık. Keyifli okumalar olsun.
Okurken Stoner’la birlikte istemsizce de olsa hayatıma dışarıdan bir gözle bakmaya çalıştım. Bugüne kadar yaşadıklarımın ve okuduklarımın beni nasıl ve ne kadar etkilediğini sorguladım. Ve en çok sorduğum soru: Çevremde olup bitenlere ne kadar kayıtsız kalabilirim?
Çok akıcı bir hayat hikayesi olmakla beraber düşünecek çok şey bulabileceğiniz bir kitap. Tavsiyedir.
Uzun bir masal gibiydi… Beklentimin üzerine çıkan bir klasik oldu. Şehirden uzak, doğaya yakın romantik bir kurgu. ‘Gurur ve Önyargı’yı anımsattı. Sevenlerine duyurulur ve tavsiye edilir.
Şu dünyada sadece biz insanların olmadığını, kuralları kendimize göre koymanın ve haricimizde kalan canlıları kölemiz olarak görmenin ne büyük saçmalık ve acımasızlık olduğunu anlatan harika bir klasik. Dünyaya insan dışındaki bir gözle bakmayı sağlıyor tıpkı Beyaz Diş gibi. Eğer Beyaz Diş’i sevdiyseniz ve unutamıyorsanız Siyah İnci’yi de bir an önce tanımalısınız. Keyifli okumalar..
Irkçılığı ve insanoğlunun kötülüğünü bu kadar yalın ve özlü bir şekilde, efsane akıcılığıyla anlatmak büyük başarı. Tek solukta, sıkılmadan okuyabileceğiniz bir eser. Keyifli okumalar…