📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mesela atım diyen insanların çoğu sırtıma binmiyor, başkaları sürüyordu beni. Beni besleyen de onlar değil başkalarıydı. Yine bana iyilik yapan da o atım diyenler değil, arab cılar, baytarlar ve genel olarak yabancı insanlardı. Sonradan, gözlemlerim arttıkça benim kavramının yalnızca biz atlar konusunda değil, her konuda, kişilerin mülkiyet duygusu ya da hakkı adını verdikleri, aşağılık ve insan türüne has bir içgüdüden başka bir temele sahip olmadığına kanaat getirdim. İnsan bir yere "evim" der ve içinde hiç oturmaz, yalnızca inşaatıyla, korunmasıyla ilgilenir. Tüccar "dükkanım" derdi. "Çuha dükkanım" mesela, ama dükkanındaki en iyi çuhadan dikilmiş bir giysi giymezdi. Hiç görmedikleri, üzerinden hiç geçmedikleri toprakların kendilerinin olduğunu söyleyen insanlar vardı. Başka insanlar için "benim" diyenler vardı, oysa hiç görmüyorlardı bu insanları ve onlarla tüm ilişkileri kötülük etmekten ibaretti. Kadınlara ya da eşlerine "benim diyenler vardı, oysa bu kadınlar başka erkeklerle yaşıyordu. Ve insanlar hayatta iyi buldukları şeyi yapmaya değil, mümkün olduğunca çok şeye benim demeye çabalarlar. İnsanlarla aramızdaki en temel farkın bu olduğundan eminim artık. Bu nedenle diğer üstünlüklerimiz bir yana, sadece bundan yola çıkarak, canlı varlıklar merdiveninde insandan daha yüksek bir yerde durduğumuzu söylemeye cüret edebiliriz.