Rasyonel ve Kaliteli İnsan Bulma Rehberi (Kendi tecrübelerimden)
Anlaşamama İhtimali Algoritması (Azalandan Artana) Bir profil tarandığında, o bireyle "Rasyonel bir düzlemde anlaşamama (Bilişsel tıkanma) riski" en düşük olandan en yüksek olana doğru kesin sıralama şöyledir: %10 - %15 Risk (Kusursuz Rasyonel Bölge): Profilinde kendi resmi yerine sadece nesne, mimari veya kitap sayfası olan; biyografisinde ise yalnızca isim ve meslek gibi düz kimlik kartı bilgileri barındıran profiller. İnterneti ego tatmin alanı olarak görmezler; odak noktası nesneler ve olgulardır. Zaman ve enerji yatırımı yapılabilir tek bölgedir. %20 - %25 Risk (Verimli Entelektüel Bölge): Profilinde somut üretimlerini, projelerini, mühendislik süreçlerini veya okuduğu kitapların altı çizili rasyonel pasajlarını paylaşanlar. Zihinsel dünyaları aktiftir, nedensellik bağları güçlüdür ve ham veri odaklıdırlar. Genel Sonuç Kitap siteleri, sosyal medya ve entelektüel görünümlü dijital platformlar da dahil olmak üzere her alanda primat genetiği ve kabile refleksleri ağır basıyor. Esther Vilar, Norah Vincent ve Ayn Rand gibi düşünürlerin kadınlarda daha fazla olarak (çünkü ihtiyaçları yok) insan doğası ve kitle dinamikleri hakkındaki gerçekçi tespitleri, gözlemlerle bir kez daha doğrulanıyor. Bu alanlardaki aktörlerin büyük çoğunluğu, gerçek bir bilgi arayışı veya entelektüel üretim yerine; "bakın ne kadar bilgiliyim" vitrini oluşturma, statü kazanma ve ilgi toplama amacı güdüyor. Kitap topluluklarındaki yoğunluk, okunduğu iddia edilen metinlerin sindirildiği gerçeğini yansıtmıyor; aksine kolektif bir simülasyondan ibaret kalıyor. Güzellik gibi hazır evrimsel avantajlara sahip olan profiller ise bilişsel kapasitelerini zorlama ihtiyacı dahi hissetmiyor. Deney, tecrübe ve laboratuvar niteliğindeki gözlemler sonucunda; dijital dünyada rasyonel, derin ve tutarlı bir
Biyoloji
Bundan sonra güzelim kelimesini tırnak içinde yazmamaya kadar verdim. Güzelim
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gizem
Hayat.. Büyük bir ayna.. Sana seni yansıtan.. Neye baksan o sensin.. Güzel veya çirkin.. Gördüğün resim.. Zihnin.. Güzel baktığında güzel.. Yargılı baktığında çirkin.. Kusursuzluk arıyorsun.. Kendin kusurlu iken.. Sence bir kusur mu ki.. Gülü koruyan diken.. Yanılmak.. Şaşmak.. Hatalar yapmak.. İnsan olmanın bir parçası.. Hiç kimsenin koltuk altında.. Kanatları yok.. Mümkün değil melek olması.. Şimdi tekrar farklı bak.. Hayatın aynasına.. Düzelt kendinde.. Aynandaki resminde.. Beğenmediğin ne varsa.. Artık vazgeç her şeye.. Şikayetlerinden.. Her şey sensin.. Sende her şey.. Aynadaki yalnızca..
Güzellik para etmez sen olmayınca. Kimle olursan ol, ne farkeder ben olmayınca. Kaç dünyamda güneş doğarsa doğsun, Sen karanlığa gömülünce ufuklarımda. . İn-Ce
Kendimize dışarıdan bakabilseydik eğer güneşe bakmakla eş değer bir reaksiyon gösterirdik. Görme yetimizi bir anda yitirirdik ve körleşirdik. Kendimize ve travmalarımıza çok yakından ve derinden bakmaya çalıştığımızda yaşadığımız gerçeklik kaybını ve idrak edememe halini bu örnekle özdeşleştirebiliriz.
Alıntı
ALTIN TAHTIN GÖLGESİNDE BİR SORU İŞARETİ: SABA KRALİÇESİ BELKIS Tarih, çoğu zaman tahtına oturmuş erkeklerin hikâyesini yazar. Ama bazı figürler vardır ki sayfaların arasından sıyrılıp mitolojiye geçer; sözlerinde değil, sorularında güçlüdür onlar. Belkıs, işte böyle bir isim. Eski Ahit'in I. Krallar kitabında adına rastladığımız Saba Kraliçesi çoktan efsaneleşmiş bir hükümdar olarak karşımıza çıkar. Bilge kral Süleyman'ın ününü duyan Belkıs, onu sınamak amacıyla yola çıkar; beraberinde baharat, altın ve değerli taşlardan oluşan muazzam bir kafile getirir. Bu ziyaret salt bir diplomatik temas değildir: bir zekanın başka bir zekayı ölçmeye çalışmasıdır. Sorular sorar. Cevapları dinler. Ama metnin kendisi, onun bu sınavdan nasıl çıktığını açıkça söylemez — sanki asıl soru, okuyucuya bırakılmıştır. Belkıs'ın görsel sanatlardaki serüveni, metinden çok daha uzun soluklu olmuştur. Ortaçağ Avrupası'nda Saba Kraliçesi, Hristiyan ikonografisinin içine sızar. Doğu sanatında ise tablo farklıdır. İslam geleneğinde, özellikle İran minyatür geleneğinde şatafatlı bir figüre dönüşür. Süleyman'ın sarayındaki cam zemin sahnesi — bacaklarını suya değdiğini sanıp eteğini kaldırdığı an — asırlarca resmedilmiştir. Bu sahne hem kraliçenin yanılgısını hem de Süleyman'ın büyüleyici kudretini görselleştirir; ama dikkatli bakıldığında Belkıs'ın bu sınavdan da yüzü ak çıktığı görülür: yanılgısını saklamaz, öğrenir ve adapte olur. Rönesans'ta Lorenzo Ghiberti'nin Floransa Vaftizhanesi'nin Cennet Kapıları için döktüğü bronz paneller arasında da Saba Kraliçesi yer alır; Süleyman'la buluşmasının heykel diliyle anlatıldığı bu sahne adeta Avrupa'nın kolektif belleğine kazınmıştır. Antik Yemen coğrafyasında hüküm sürdüğü tahmin edilen Seba/Saba Krallığı'nın (MÖ 10.–4. yy.) varlığı arkeolojik