10/10
·96 syf.·
2026 8. kitabı
Eğer karmaşık dünyanızdan uzaklaşıp,kendi iç dünyanıza ve sevginin o duru limanına kaçmak istiyorsanız sizin için bir sığınak niteliğinde olacaktır.Rica ederim ki şiirleri tek solukta değil,sindirerek okuyun.Nurullah Genç'in şiir dünyası, 'göz' üzerinden kurulan bir ayna gibi.Bu kitabı okuyanlar,şairin siyah gözlere bakışını okurken aslında kendi içindeki boşluğu ve o boşluğu doldurma isteğini fark edecekler.Bu yüzden kitabın sadece bir aşk şiiri kitabı değil,insanın kendine doğru yaptığı bir keşif yolculuğunun günlüğü olduğunu göreceksiniz.Keyifli okumalar dilerim.
Şiir
Siyah Gözlerine Beni de GötürNurullah Genç · Birey Yayınları · 19982,949 okunma
Yankısı İçeride Kalan Adam
Puan vermedi·192 syf.··
2026 41. kitabı
C. şehrin ortasında yürür ama aslında hiçbir yere gitmez; sinemalara girer, sokaklardan geçer, kadınlara yaklaşır, sonra kendi içindeki görünmez duvara çarpıp geri çekilir. Parası vardır, zamanı vardır, özgürlüğe benzeyen bir boşluğu vardır. Ayşe’ye, Güler’e, rastladığı yüzlere tutunur gibi olur; fakat aradığı şey insan değil sanki, insanın içinde kaybolmuş kusursuz bir yankıdır. Bu metnin asıl kahramanı C. değil, sıkıntının kendisidir. Öyle sıradan bir can sıkıntısı da değil; koltuğa uzanıp geçmeyen, kahveyle dağılmayan, kalabalığın içinde daha da semiren bir iç pası. C. çalışmadığı için aylak değildir yalnızca, dünyanın hazır kalıplarına omuz vermeyi reddettiği için boşta kalmıştır. Herkesin “normal” diye imzaladığı sözleşmeye o kalem götürmez. Ama reddediş bazen özgürlük değil, insanın kendi etrafında dönüp durduğu küçük bir hapishane olur. Aşk onun gözünde sıcak bir yakınlık değil, neredeyse metafizik bir avdır. Bir kadını sevmez de, onda yıllardır zihninde sakladığı eksik parçayı arar. Bu yüzden karşısındaki kişi canlı olmaktan çıkar; bir işaret, bir ihtimal, bir kaçış kapısı olur. C. sevmeyi beceremediği için değil, sevgiden mucize beklediği için tökezler. İnsan bir başkasını kurtarıcı yapınca, onu fark etmeden boğmaya başlar, tuhaf ama böyle. Anlatının en sivri tarafı, şehirle insanı aynı yalnızlıkta eritmesi. İstanbul burada romantik bir fon değil; vitrinleriyle, sinemalarıyla, sokak uğultusuyla C.’nin iç boşluğunu büyüten dev bir ayna. Her köşe “ya şimdi bulursan?” diye fısıldar, her kaçırılan bakış “geç kaldın” diye keser yolu. C. aslında toplumdan kaçmaz; toplumun içindeki sahte ritme ayak uyduramayınca kendi ritmini de kaybeder. Geriye yürüyen bir adam kalır, ayakları dışarıda, yankısı içeride.
Alıntı
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·128 syf.··
2026 176. kitabı
Sabahattin Ali, bu öykülerde Anadolu insanının sessiz çaresizliğini ve toplumsal çarpıklıkları o kadar duru ama derinden yüzümüze çarpıyor ki, her bir karakterin hüznü insanın içine işliyor. Dönemin toplumsal yapısına tuttugu ayna, bugün bile güncelliğinden ve sarsıcılığından hiçbir şey kaybetmemiş.
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
“Empat: Günümüzün Yaralarına Tutulan Edebi Bir Ayna”
Puan vermedi·160 syf.··
2026 37. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:12
Sayın Günay Gafur, insanları uykusuz bırakmaya ne hakkınız var :)) Şaka bir yana ben, uyumadan önce klasik rutinimi yapayım, kitaba biraz başlayayım, yarın devam ederim mantığıyla kitabı elime aldım. Ama ne mümkün ki elimden bırakamadım. Ben aslında sadece bir polisiye okumadım; insan ruhunun en karanlık köşelerine, hafızanın yüküne ve vicdanın sessiz çığlıklarına tanıklık ettim. Roman boyunca ilerleyen gizem beni etkiledi ve sürekli tetikte tuttu. Özellikle çocukluk travmaları, kayıplar ve geçmişle hesaplaşma temalarının işlenişi son derece etkileyiciydi. Bunun yanısıra yazarımızın dili akıcı olmasının yanında oldukça sinematografik. Bazı sahneleri okurken kendimi bir filmin içindeymiş gibi hissettim. Ancak kitabı benim gözümde özel kılan yalnızca sürükleyici kurgusu değil; günümüz dünyasının karanlık gerçeklerine de cesurca dokunabilmesi oldu. Güncel toplumsal yaralara, insanlığın ortak acılarına ve çağımızın giderek büyüyen vicdan krizlerine yaptığı göndermeler, romanı sıradan bir polisiyenin çok ötesine taşıyor. Bu yönüyle Empat, yalnızca bir suç hikâyesi anlatmıyor; aynı zamanda yaşadığımız döneme güçlü bir edebi tanıklık sunuyor. Roman boyunca hissedilen karanlık atmosfer, merak unsuruyla birleşince sayfalar adeta kendiliğinden akıyor. Fakat kitabın asıl başarısı, okuru yalnızca “katil kim?” sorusunun peşinden sürüklememesi; aynı zamanda “insan neden böyle olur?” sorusunu da sordurabilmesi. Bu nedenle hikâye bittiğinde geriye sadece çözülmüş bir gizem değil, üzerinde düşünülmesi gereken birçok duygu ve soru kalıyor. Empat, polisiye sevenler için güçlü bir eser olduğu kadar, insan psikolojisine ve toplumsal gerçeklere ilgi duyan okurlar için de son derece değerli bir roman. Günay Gafur bir kez daha gerilimi, edebiyatı ve insan ruhunun derinliklerini ustalıkla
EmpatGünay Gafur · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20266 okunma
Ruhun En Büyük Yağması
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2026 108. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 17:46
​Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattıktan sonra bile içinizde bir yerlerde sessizce kanamaya devam eder. İskender Pala’nın Soygun’u benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Kelimelerin arkasına gizlenmiş o devasa yalnızlık ve kayboluş hissi, sayfalar ilerledikçe bir roman kahramanının trajedisi olmaktan çıkıp, insanın kendi içsel yangınına dönüşüyor. Yazar, alışık olduğumuz o muazzam tarihi ve edebi birikimini bu kez insanın en savunmasız, en çıplak haline; yani kalbinin soyulmuşluğuna ayna tutmak için kullanmış. ​Kitap boyunca sıradan bir hırsızlıktan veya maddi bir kayıptan bahsetmiyoruz aslında. Buradaki soygun, bir insanın hayallerinin, gençliğinin, inancının ve en nihayetinde saf sevgisinin elinden parmak uçlarıyla çalınması hikayesi. Okurken boğazımda düğümlenen o hüzün, aslında hepimizin hayatın bir döneminde uğradığı o büyük ruhsal yağmanın tanıdıklığından kaynaklanıyordu. ​ ​Kitapta öyle cümleler var ki, altını çizerken eliniz titriyor. Çünkü yazar, süslü laflarla değil, canı acımış bir insanın samimiyetiyle konuşuyor bizimle. ​İnsanın en büyük trajedisi, ne zaman soyulduğunu ve elinden tam olarak neyin alındığını iş işten geçtikten sonra anlamasıdır. ​Bu alıntı, romanın ve aslında hayatın en çıplak gerçeğini yüzümüze vuruyor. Çoğu zaman hayatın koşturmacası içinde eksildiğimizi fark etmiyoruz. Bir gün durup kalbimize baktığımızda, oradaki o muazzam boşluğu görüyoruz ama hırsız çoktan gitmiş, izini kaybettirmiş oluyor. Pala, bu tespitiyle okuyucuyu kendi geçmişiyle, kaybettiği o masumiyetle yüzleşmeye zorluyor. Eksiliyoruz ve bunun farkına vardığımızda elimizde sadece geç kalmışlığın o soğuk hüznü kalıyor. ​Gözyaşı, ruhun uğradığı haksızlıklarakarşı çıkardığı sessiz bir çığlıktır. ​Yazarın bu derin cümlesi, romandaki o sessiz çaresizliği o
1000Kitap
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,298 okunma
Çıplak Ayaklıydı Gece
Puan vermedi·104 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 08:00
Çıplak Ayaklıydı Gece Ahmet Ümit Bu kitap Ahmet ümit okumaya başlamak isteyenler ve Türkiye’nin en karanlık, yozlaşmış günlerini öğrenmek isteyenlerin okuması gereken bir kitap. Bu kitabı yazmasının sebebi aslında yazarımızın gençlik yıllarını hep bir siyasi olaylarda, propagandalarda geçirmesine bağlı. Bu kitabı yazaraktan hem geçmiş günlerine ayna tutuyor hemde bu olaylardan dolayı yitirdiği arkadaşlarını öykülerinde ölümsüzleştiriyor. Bu kitapta birden fazla öykü barınmakta, her birinde sol kesimin ne denli sorunlarla başa çıktığını , ezildiğini , sömürüldügünü ve bir çogununda ne yazıkki idamla cezalandırıldığı öğreniyoruz. Güzel bir eserdi okumadı hem çok sarsıcı , yer yer öfkelendirici ama en çokta gururlandırıcı bir yanı vardı ben begendim. >
Çıplak Ayaklıydı GeceAhmet Ümit · Everest Yayınları · 20196bin okunma