(Kadınlar) Hepsi de aynı kaygıları yaşıyordu; master programları, iyi işler, dolgun maaş yoluyla kendi bağımsızlıkları için mücadele ediyor, yine de alttan alta içerleme duyuyorlardı. İçerleme, öfke ve berbat, acı verici hir karışıklık, bir “gerçekten böyle mi yaşanması gerekiyor?” duygusu.
Bizi korkutan şeylerden kaçınmaya, küçük yaşlardan itibaren sadece kendimizi rahat ve emniyette hissetmemizi sağlayacak şeyler yapmaya özendirildik. Aslında özgürlük için değil, bunun tam tersi olan bağımlılık için eğitildik.
Yalnız olmaktan nefret ediyorum, keseli hayvanlar gibi bir başkasının derisinin altında yaşamak isterdim. Emniyette olmaya sıcak, bakılıp gözetiliyor olmayı, havadan, hatta yaşamdan daha çok istiyorum.