İçinde bulunduğumuz dönem, çabanın ve dökülen alın terinin karşılığını bulamadığı, adaletin terazisinin saptığı bir devir, geçmiş dönemlerin tahlilini yapmasam da bugünün gerçeğini henüz bu yıllarımda yaşayarak öğrendim.
Sıfırdan başlamak her zaman zordu; ancak bugün bu zorluk liyakatin yerini alan imtiyazlarla iki katına çıkmış durumda. Günümüzde bireyin değeri, ne kadar çalıştığıyla değil ne kadar sermaye ve hangi sosyal statüyle doğduğuyla ölçülüyor.
Bu adaletsiz düzende en büyük tahribat, "network" adı altında meşrulaştırılan kayırmacılıkla yaşanıyor. Akademik başarılar ya da gerçek potansiyel birbirlerine yapmayı taahhüt ettikleri ya da yaptıkları "küçük bir jest" kadar değer görmüyor.
Bugün aşırı düşük olan akademik ortalamam da bir nevi bu çarpık sistemin yarattığı engellerin ve onun sonucu olan ruhsal yorgunluğumun bir yansımasıdır. Oysa Profesyonel olmak yaptığımız işin kişisel düşüncelerimizden sıyırmayı yani kişisel sorunlarımızı, düşüncelerimizi diğerine empoze etmemeyi ve aynı zamanda iş, görev tanımımız ile kişisel ego ve memnuniyeti karıştırmamak yani profesyonel davranmak gerekir ne yazikki bu çagda kaybolan başka bir değerimiz.
Fakat biliyorum ki; üzerime basarak önüme geçirilen herkes bir gün gerçek kapasitesine layık olan yere varacak, ben de hak ettiğim noktada olacağım. Yine de bu süreçte tanıklık ettiğim haksızlıklar ve sadece benim değil mülakatlarda veya özel sektörde hakkı yenen binlerce gencin ruhunda telafisi imkansız travmalar bırakıyor.
Artık çalışkan ya da zeki olmak, sınıf atlamak için yeterli bir anahtar değil. Sermayenin her kapıyı açtığı, diplomanın parayla kolayca elde edilebildiği ve okumanın emekle değilde zaman ile bitirildigi bir dünyada arz-talep dengesi tamamen bozulmuş ve eğitimsiz diplomali kişiler oluşmuş durumda.