Anladım ki, iyi kitapları sindire sindire okursam daha bir tadına doyuyormuşum. Bitirmem uzun sürdü diye hayıflanıyordum ama Martin ile yorgun olduğumuz zamanlar aynı zamana denk geldiği için onu daha iyi anladım. Okuduğum çoğu kitabın aksine bu kitapta tam olarak bir son vardı. 30 bölüm boyunca uğraştığı didindiği her şeyi, tanıdığı tüm kişileri son 5 bölümde o kadar güzel bağlamış ki, işte her şey nihayete eriyor, her şey bitiyorun rahatlığını hissettim. Ve buna ihtiyacımızın olduğunu da düşünüyorum. Çünkü bir beyaz yakalı olarak her gün bir sürü problem ve hiç bitmeyen stresle devam ederken bunun gibi son bulan bir kitaba ihtiyacım varmış . Herşey dursun belki 5sn için ama lütfen dursun.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
Uzun zamandır okuduğum en iyi kitap.
Sizi başka alemlere götürmekle kalmayıp, hayatı sorgulatıp, tarihin içine fiziği de katarak muhteşem bir düşün içinde kaybediyor.
" Kadınlara mı gideceksin? Kırbacı unutma! "
Bu cümle Nietzsche'yi kadın düşmanı olarak atfedip az kalsın kitabı yarıda bırakmama neden olacaktı ancak Nietzsche ve kadınlar hakkında okuduğum makaleyle yine bir çeviri hatası daha doğrusu dil yapısı nedeniyle çeviri eksikliğinden yaşanan bir yanlış anlama olduğunu farkettim.
Ne demişler 'Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı'
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
Çeviri bakımından kısır ve birçok yazım yanlışı mevcut, Simyacı tarzında bir kitap olduğunu biliyordum ama çeviri verilen mesajın yanında çok basit kalmış, orijinalinin şiirsel bir anlatımının olduğundan bahsediliyor, orjinal gibi olmasa da dil yapısından dolayı şiirsel bir anlatım zor olsa da bu kadar basit bir anlatımın yapılmaması gerekti. Bu yüzden tat vermedi ve yarım bırakmak zorunda kaldım, sonrasında başka bir yayınevinden pdf indirerek okudum ve kitapta çevirisi yapılmayan bölümler olduğunu farkettim. Demem o ki yabancı yazarları okurken kitabı aldığınız yayınevi gerçekten önemli.
Kitabın ismi hoşuma gittiği için almıştım, içinde ne olduğunu bilmeden.
Okurken epey zorluk çektim, bir yazısını 2-3 kere tekrardan okudum. Şimdiyse neredeyse her sayfasında çizili satırlar mevcut
Bittiğindeyse şiir ne demektir, şair kimdir, Şükrü Erbaş'ın farklı farklı konularda düşünceleri nedir. Bir yazısında der ki şair içini insanlara göstermekten çekinir, gerçekten de Şükrü abi kimdir yazılarından az çok tahmin ediyorsunuz.
Başladığımdaki kişiyle bitirdiğimdeki kişi aynı kişi değil bunu biliyorum, bende başka bir etki yarattı.
En beğendiğim kısımsa son bölümdeki saygı duruşuydu. Bu bölümde Metin Altıok' u tanıdım. Yaşamın şiirlerine yansısını ve şiirlerinin güzelliğini gördüm.