Asıl olanı ancak ayrıntılardan anlayabiliriz; kitaplar ve hayat bana böyle öğretti. Her ayrıntıyı öğrenmeli, çünkü hangisinin önemli olduğunu, hangi kelimenin bir şeylere ışık tutacağını asla bilemeyiz.
“Uyku sorunlarıyla başa çıkma yöntemi olan kişinin ilaç kullanarak kendini uyumaya zorlaması, uyku bozukluğunun toplumsal, çevresel ve sosyal bağlamını göz ardı etmesi açısından dikkat çekicidir. Çözüm yalnızca kendi irade gücünde veya doğru ilaç tedavisinde yatıyorsa, sorun kişinin kendi dışında olamaz.
Her on çalışandan biri uykusuzluk çekiyor; bu da 2010 yılından bu yana yüzde 60’lık bir artış anlamına geliyor. Uyku hapı kullanımı aynı dönemde iki katına çıkmış durumda.
Sosyoekonomik konum, eğitim düzeyi ve çalışma durumu uykuyu etkiliyor: Düşük gelirli, eğitim düzeyi yetersiz ve işsiz olan kişiler daha kötü uyuyorlar. Elimizde uyku sorunlarının elverişsiz koşullarda daha da şiddetlendiğine ilişkin yeterli kanıt mevcut. Baskı, ayrımcılık ve yoksulluk; tüm bunlar bir kişinin ne kadar iyi ya da kötü uyuduğunu etkileyen faktörlerdir.”
— Theresia Enzensberger, Uyku, Ayrıntı Yayınları, s.20–21.
-Mektubunu uzun yazmakla beni rahatsız edeceğini söylüyorsun. Bu da bir başka haksızlık.
Senden bahsedebileceğim insanları görmekten hoşlanışım, seninle beraber olamadığım, seninle konuşamadığım içindir..