Ne demiştim Genç Werther, "herkes yalnız ölür.." Milyarlarca insan da olsa kainatta, herkes yalnız ölür.. Evrenin diğer köşesinden atıldı Küçük Prens "gözler kör, yüreği ile bakmalı insan." dedi. Ama bakmıyorlar küçük prens, sürekli bir beklenti ile yaşıyorlar. O yüzden olmuyor.. Sonra Simyacı'nın sesi duyuldu "Yüreğin neredeyse hazinen oradadır" dedi. Koşar adım gittim, ama yok. Gitmiş. Çünkü gitmek, kalmaktan kolaymış. Tolstoy'u duyuyorum sesleniyor İtiraflarım'dan "Mutlu kişi henüz doğmamış olandır." diyor. Susuyorum, bir şey diyemiyorum. Devam ediyor, "Sevdiğin insanları kaybetmeye alıştığın zaman, hayatı önemsememeye başlıyorsun." diyor, yine susuyorum. Sonra Nietzsche'yi görüyorum, yürüyüşe çıkmış, düşünüyor. Ağzından bir kaç kelime çıkıyor "Ölümün en güzel yanı, bir daha ölümün olmaması." diyor ve olduğum yerde kalıyorum. Başa dönüyorum ve diyorum ki "..herkes yalnız ölür Genç Werther. Yaşadığımız ya da yaşayamadığımız her şey, bizimle birlikte ölür..
Elveda sevgili;
Keşke bizi ayıran ölüm olsaydı. En sevdiğim iken nasıl olur da en nefret ettiğim oldun?
Ya sen gelip ağlasaydın mezarıma ya da ben gelip ağlasaydım mezarında.
Olmadı işte anlayamadık,anlaşamadık,anlaşılamadık ve ayrıldık.
Bir şeyi çok iyi biliyorum ki biz birbirimizi ayrıyken daha çok seviyoruz, hiç kavga yapmıyoruz.
Günü gelecek belki de unutacağız olanları ve sevgiyi. Ama o sevgi kalbimizde yaşayacaktır yine. Sen olmasan da artık, ve birbirimize uzak da olsak, bu kalp bu bedende olduğu sürece ve çarptığı sürece sevgimiz yaşayacaktır.
Öyle bir ruh halindeyim ki kırgınım, kızgınım,nefret içindeyim, korkuluyum, üzgünüm, mutluyum, sevinçliyim,heyecanlıyım nasıl bir haldeyim bilmiyorum. Ayrıldığımıza sevinsem mi üzülsem mi bilmiyorum. Tek bildiğim bunları yazdığıma göre bir zamanlar sana derin hisler beslemiş olmamdır. Ne diyeyim, ne yazayım ki daha?
Allah yolunu açık eylesin ve hidayetini esirgemesin. Dilerim bensiz mutlu olursun ve benim için de aynı dileklerde olursun.
Elveda ey ilk yârım, ilk yaram.
Adam kadının doğru söyleyip söylemediğini ona hiç sormamıştı. İşte ilişkilerinin zorluğunu açıklayan şey buydu; kadın doğru söylüyordu fakat söylediğinde doğruluk yoktu.