Aysel Kılınç

Aysel Kılınç
@ayselklnc
Severiz okumayı.
Psikolojik açıdan kendilerini güvende hissetmek için durmadan yiyip şişmanlayan insanlar gibi seçenekleri birbiri ardında tüketip duruyoruz. Temel güvensizliğimiz içinde seçim ve tüketim yoluyla fiziksel ve psikolojik bir şişkoluğa doğru yol alıyoruz, pupa yelken. İnsanlar hiçbir zaman bugünkü kadar çok seçim yapmamış, başkalarını hiçbir zaman bu yüzyıldaki kadar seçtikleri şeylere göre değerlendirmemişlerdir. ... Bir Kuzey Amerikalının bir alışveriş merkezinde bir saat içinde yaptığı seçim sayısı bir Asyalı köylünün ömrü boyunca yaptığı seçim sayısından çok daha fazladır muhtemelen.
Sayfa 115 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Onaylanmamış şeyler ancak sanat ve patoloji alanlarında meşru sayılıyor. Ama sanat, seçkinlere hitap ettiğinden ve patolojinin "cezalandırılması" da ya psikologların ya da psikiyatristlerin özel bürolarında ya da hastane koğuşlarında gerçekleştiğinden, toplum bunların hemen hemen hiç farkına varmaz.
Sayfa 105 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Diyelim ki çok değer verdiğimiz biri tarafından haksızlığa uğradık, fark ettik ki bizim onu sevdiğimiz kadar o bizi sevmiyor, düşünmüyor. Üzüldük, acı çektik. Şimdi dönüp o acının tesiriyle bağırıp çağırsak, sayfalarca yazsak bize yapılan haksızlığı onun yüzüne karşı dile getirsek ne olacak? Gerçekten çektiğimiz o acı hafifleyecek mi? Okuduğum kitaptaki cümleler arasında gezinirken anladım ki kelimeler her şeyi ifade etmeye yetmiyor. Hiçbir şey bizim çektiğimiz o acıyı değiştirmeyecek. Kelimeler, duyguların yanında son derece yetersiz. O yüzden sessizlik, kelimelerden güçlüdür.
...bir kuş yuvası bile dünyanın dört bir yanında inşa edilen blok apartmanlara kıyasla daha çok çeşitlilik içeriyor, doğal çevreden yararlanmayı daha iyi beceriyor. ... Değişim ve çeşitlilik göstermeyen bir çevre, sadece bireyi köreltmekle kalmaz, türümüzün gelişimini de olumsuz yönde etkiler. Yaşama mekanlarımızdaki totalitarizm, saptanmış standartlara tutsaklığımızın simgesi olmakla kalmayıp türümüzün varlığına bir tehdit de oluşturuyor olabilir.
Sayfa 71 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Düşünce
Türümüzün en karmaşık ve en zengin deneyimlerinden biri olan aşkta örneğin "seni seviyorum" sözcükleri bakıştan, temastan, kokudan ve aşkı ifade eden çeşitli seslerden çok daha büyük önem kazanmıştır. Duyularımızın ortak yaşanmışlığı aracılığıyla aşkı paylaşmaktansa ona sözcüklerle sahip çıkmaya çalışıyoruz. Her aşk farklı olduğuna göre (farklı kokular, farklı dokunma biçimleri, farklı psikolojik roller) her aşkta paylaşılan sözcükler de farklı olur, diye düşünüyor insan. Ama hayır! Kalıp sözcükler, yaşadıklarımızdan daha önemli. Ve "seni seviyorum" tümcesindeki totaliter sahiplenme, tüm aşk deneyimlerini standartlaştırıyor. Aşkı nicelleştiriyor. ... Aşkın söz aracılığıyla sahiplenilmesi ve nicelleştirilmesi aşkın çok renkli ve çok dilli olduğu yaşanmışlığına aykırıdır.
Sayfa 36 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu