Aysel Kılınç

Aysel Kılınç
@ayselklnc
Severiz okumayı.
Akşam yaptığım yemeğin bir miktarını küçük bir kavanoza ayırarak vakumladım ve bir kenara bıraktım sonra kız kardeşime yazdım bu küçük kavanozu senin için yaptım, sana gelince getireceğim diye. Birkaç dakika sonra kızkardeşim beni görüntülü aradı, bir markette alışverişte. Benim en sevdiğim sarı renkte, dışarıya çıktığımızda sağlıklı yiyeceklerimizi koruyabilecek ısı yalıtımlı bir beslenme çantası görmüş. Kendime alıyorum, senin rengin bu, sana da alıyorum, dedi. Olur, çok hoş ve en sevdiğim renk, dedim. Sonra telefonu kapattım, kardeşlik ne güzel şey dedim. Aynı anda benim ona bir kavanoza yemek vakumlamam ve onun kendine ihtiyacı olan bir şeyi alırken beni düşünüp sana da alıyorum demesi çok değerli. Kardeşlik güzel şey. Hiçbir şeye benzemiyor. Ters düşeriz, tartışırız, küseriz, sonra döner yine kaldığımız yerden severiz. Bir nevi insan ilişkilerinin ilk provasını kardeşlerimizle yaparız. Hasılı Allah kime evlat verecekse kardeşli versin :) Tâbi kıymeti bilinecek yuvalarda.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Şeytan: Cehennemde egemenlik Yeğdir Cennette uşaklığa." John Milton
Sayfa 26 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat Psikoloji
Hatta o yönetici arkadaşım dedi ki velilerimiz bize geldiğinde kayıt esnasında çocuklara dini eğitim veriyor musunuz gibi sorular soruyor. Biz de din eğitimi çocuğun kendini tanıdıktan sonra, ahlaki değerleri yerleştirdikten sonra kendi karar vereceği bir yolculuk olduğunu ifade ediyoruz, dedi. Biz evvela çocuğa insana ve doğaya saygılı olmasını, evrensel ahlâkı verelim o zaten yolunu bulmayı öğrenecektir, dedi. Ben bu cümlelere bittim. Eğitime olan inancım bitmişti bugün bir miktar yeşerdim. Hocam, çok hoş bir auranız var diye de ekledi :) Bana bilmediğim bir şey deyiverin, demedim tâbi 😂
Bugün bir kolejde bir yönetici arkadaşla bir konu hakkında sohbet ettik, bu koleji daha önce bilmiyordum. Butik bir okul fakat 64 yıllık köklü bir geçmişi var ve buna rağmen dönerci gibi her sokak başında türememiş. İstanbul'da ve Ankara'da sadece birkaç şubesi olan bir okul. En son çalıştığım kolejden ayrılırken her ilde okul açmak marifet değil demiştim üst düzey yöneticilerime. Dolayısıyla o sözüm üzerine uzun bir zaman sonra bir kolejin böyle mantar gibi türemedeğini görmek -ki 64 yıllık bir geleneği olsa da- butik bir okul olarak kalmış olmasını saygıyla karşıladım açıkçası. Nitekim çok da güzel sohbet ettik o yönetici arkadaşla. İki gündür art arda entelektüel birikimi olan, konuşabileceğim insanlar, yani kısacık zaman dilimlerinde derinleşebileceğim insanlar karşıma çıkıyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Son zamanlarda bir rutin geliştirdim belki onunla alakalıdır, bilemiyorum ama son derece tatmin iki gün geçirdim. Demek ki neymiş bir eğitim yuvası, gerçek manada evrensel ahlak eksenli insan yetiştirmek istiyorsa mantar gibi çoğalamazmış. Çünkü kalite emek ve zaman ister.
"Kendi iyiliğinden başka hiçbir şeye kafa yormayan insan yorgunuyum ben." diye bir cümle kurdum bugün bir yazımda. Dönüp dönüp okudum. İyi demişim :)