Doludizgin yaşarken, ölüm nedense öyle kolay kolay aklına gelmiyor insanın. Şimdi düşünüyorum da, belki de en güzeli budur: Farkına varmadan yaşamak, farkına varmadan ölmek.
Şu ana kadar pek çok Ahmet Ümit kitabı okudum ama aralarında en çok zorlandığım bu oldu diyebilirim. Kitabın genel bir bütünlüğü yoktu kurgusu bölük pörçüktü. Yazar kitabın sonunda şaşırmamızı istediği için farklı bir kurgu oluşturmaya çalışmış ama bunu kitaba yedirememiş. Aynı zamanda kitap sürükleyicilikten uzak olduğu için okurken baya zorlandım.
Kitabın konusuna gelecek olursak üç arkadaşın hikâyesine tanık oluyoruz. Selim , Kenan ve Nihat üçü de birbirinden farklı karakterlerde ve lise yıllarından beri çok yakın arkadaşlardır. Kenan çapkın, uçarı ve hayatın amacını arayan bir karakter. Selim, baba mesleği olan moda sektöründe zenginleşmiş; evli ve Burç adında bir oğlu var. Nihat ise daha sakin ve maddi açıdan zor bir hayat süren bir karakter. Kenan ve Selim her zaman ona maddi açıdan yardım ederler. Kenan fotoğrafçılıkla ilgilenen bir karakter ve bir fotoğraf sergisi açmak ister. Serginin konusu ise daha önce Beyoğlu'nda yaşanan cinayetleri fotoğraflamak. Roman boyunca ölümsüz olmaya çalışan ve kendisinden sonrakilere miras bırakmayı takıntı haline getiren Kenan,olay yeri fotoğraflarında iki cinayet arasında bir bağlantı bulur ve bunun peşine düşer.
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201932,9bin okunma