Açlıktan hasta, utançtan kıpkırmızı, dışarı çıktım. Hayır, artık bu ișe bir son vermek gerekiyordu. Olanlar olmustu bana. Kendimi yillarca yukarıda tutmuş, en zor saatlerde bile dik duruşumu elden bırak- mamış, șimdiyse birdenbire hoyrat bir dilenciliğe düşüvermiştim. Bu tek gün, bendeki olanca düsünceyi kabalaştırmış, ruhumu yüzsüzlükle kirletmişti. En aşağalık satıcılar önünde küçülmeyi, karşılarında ağlamayip sizlamayi bile göze almıştım. Peki, neye yaramisti? Ağzima atmaya bi lokma ekmek bulabilmis miydim? Kazancım yalniz şu olmuştu: Kendimden iğreniyordum. Öyle, öyle, bu işe bir son vermek gerek!