Aysun Hacer

10/10
·129 syf.··
2024 57. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2024 00:00
Kitap bir solukta bitti, başından kalkamadım. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Öyle güzel bir dili var ki, öyle sade, öyle gerçek; bayıldım. Kitap mektuplardan oluşuyor aslında, Osman’a mektuplar yazmış, hem duyguları çok güzel tespit etmiş ve anlatmış hem de dili çok eğlenceli. Aslında anlattığı duygular yoğun ve zor duygular, zaman zaman her kadının hissettiği duygular fakat böyle yoğun duyguları, insanın, yüzünde bir gülümsemeyle dinlemesi veya okuması farklı bir his uyandırıyor. Her şey insan için dedirtiyor. Uygulamada yazarın kendi sesinden de dinleyebilirsiniz. Ben önce kitabı okudum sonra da dinledim. Dinlemek de ekstra keyifliydi. Yazarın ses tonu ve vurguları duyguları çok iyi yansıtmıştı. Mutlaka öneririm Aylin Balboa Bu Hikâye Senden Uzun Osman
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·270 syf.··
2023 48. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2023 18:36
Fazıl Say’ı severek dinlerdim, şimdi de severek okudum. “Akılla Bir Konuşmam Oldu” Fazıl Say’ın okuduğum ilk kitabı oldu. Tatilde otel lobisinin kütüphanesinde karşılaşıp okumaya başladığım kitabı tatil dönüşü satın alıp okumaya devam ettim. İyi ki de aldım ve iyi ki de okudum diyorum çünkü bana çok şey öğretti bu kitap. Öncelikle fark ettim ki biz toplum olarak müzik nasıl dinlenir, bize ne anlatır ve nasıl anlatır hiç bilmiyoruz. Ülkemizde benim gibi sıradan devlet okulunda okumuş bir öğrencinin bu konuda okuldan öğrendikleri maalesef çok sınırlı. Bir tek müzik için değil diğer sanat dalları için de anlama, yorumlama, anlamlandırma açısından keşke daha donanımlı yetiştirilmiş olsaydık. Sanat aracılığıyla, bizim eğitim sistemimizdeki gibi ezbere değil, yaşayarak ve hissederek ne çok şey öğrenilebilirmiş oysa. Öncelikle böyle bir farkındalık oluşturduğu için kitabı çok değerli buldum. Kitap dört bölümden oluşuyor. Birinci bölüm “Dünyam”; sanatçının dünya görüşü, insanlık, kültür, sanat alanlarına bakış açısı, hayat felsefesi, kısacası kişiliğini anlattığı bölüm. Kısa yazılardan oluşuyor. Bunların bir kısmını kitap fikri ile yazmaya başladıktan sonra sosyal medyada paylaşmış. İkinci bölüm “Yüzler”de hayatında izi olan yani kişiliğine ve müziğine yön vermiş olan önemli yüzleri anlatmış Fazıl Say. Bazılarını ilk defa tanıdım. Bazılarını onun gözünden görmek farklı bir tecrübe oldu. Üçüncü bölüm “Şairlerim” ve dördüncü bölüm “Çocuklarım”; kitabın, beni sarıp içine aldığı bölümleri oldu. Üçüncü bölümde daha çok şarkılarını ve söz yazarı olan şairleri anlatırken dördüncü bölümde daha çok konçertolarını anlatmış. Bu bölümlerdeki bazı yazılar, eserleri bestelerken aldığı notlardan oluşuyor. Bu bölümleri okumak ve okurken aynı anda anlattığı eserleri dinlemek beni büyülü bir
Akılla Bir Konuşmam OlduFazıl Say · Doğan Kitap · 2017504 okunma
9/10
·678 syf.··
2023 26. kitabı
·
160 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2023 02:08
İrving Stone’un, Vincent Van Gogh’un hayatını ve eserlerini anlattığı biyografik romanı Yaşama Tutkusu, 678 sayfalık cüssesine rağmen mutlaka okunması gereken bir kitap. Ben bu kitaptan çok şey öğrendim. Yazar kitabı 1934 yılında yazmış ve romanda adı geçen kişilerden birçoğu ile birebir görüşerek bilgi almış. Ayrıca Vincent Van Gogh’un kardeşi Theo Van Gogh’a yazdığı yedi yüz mektuptan oluşan bilgi kaynağını kullanarak hemen hemen tamamı gerçek olan bir biyografik roman yazmış. Romanın en çarpıcı cümlelerinden biri Vincent için çok önemli olan Delacroix’in bir cümlesi; “ Resim yapmayı, ağzımda diş, ciğerlerimde nefes tükendiğinde keşfettim.” Vincent Van Gogh da gençlik yıllarında din adamlığı, sanat simsarlığı gibi işlerde çalışmış, Borinage isimli madenci şehrinde madencilerle birlikte açlık, soğuk, hastalık ve sefaletle yoğurulduktan sonra resim yapmaya başlamış. Bu dönemde tanrıya ve hayata bakış açısı değişmiş ve hayatının anlamının resim yapmakta olduğunu, onu hayatta tutabilecek tek şeyin içindeki yaratma isteği ve tutkusu olduğunu fark etmiş. İlk önce karakalem çalışmaları yapmış. Sanat dünyasının içinde olan amcaları ve kuzenlerinden destek almaya çalışmış fakat resme yeteneği olmadığı söylenerek defalarca reddedilmiş, anne babası tarafından da desteklenmemiş. Hayatta ona tek inanan kişi kardeşi Theo Van Gogh olmuş. Theo Vincent’taki tutkuyu fark eden ve gerçekten onu seven belki de tek insan olabilir bence. Vincent’ı; kaba halleri, yabanıl tavrı, resim yaparken deliliğe ulaşan esrik hareketleri ile kabul etmiş ve onun yaratıcı gücünün bu yapısından geldiğini düşünerek onu olduğu haliyle seven ve destekleyen tek kişi olmuştur. Theo maddi açıdan da Vincent’ı resme başladığı zamandan itibaren on yıl boyunca desteklemiş, ona belli bir maaş bağlayarak kendini
Yaşama TutkusuIrving Stone · Cümle Yayınları · 2015487 okunma
10/10
·126 syf.··
2023 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2023 18:43
Steinbeck’in tekrar tekrar okumaktan bıkmadığım kitabı Fareler ve İnsanlar, iki tarım işçisi olan George ve Lennie’nin hikayesini anlatır. Zeki, ufak tefek bir adam olan George, akli dengesi pek yerinde olmayan fakat bir çocuk kadar saf ve iyi yürekli olan iri yarı, güçlü Lennie ile birlikte mevsimlik işçi olarak çalışır, onu koruyup kollamayı da kendine görev edinmiştir. Birlikte çalışıp para biriktirmeyi, kendi tarlalarını almayı, orada tarım yaparak ezilmeden, özgür ve insanca bir hayat sürebilecekleri bir hayat kurmayı hayal ederler. Bir de tavşanları tabii ki. Dünya düzenimizin keskin gerçekliği neler çıkaracaktır karşılarına merak edenler için devamı Fareler ve İnsanlar’da. Steinbeck diğer eserlerinde olduğu gibi bu kitapta da insani değerlere, işçi sınıfının sınıfsal problemlerine, ırkçılığa, yoksulluğa vurgu yapmış, öykünün içine bu temaları ustalıkla yerleştirmiştir. Roman, 1930’lu yıllarda California’da geçse de dünya düzeninde geçtiğimiz yüz yıl içerisinde elle tutulur bir değişim olmadığı için hala güncelliğini korumaktadır.
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,5bin okunma
9/10
·128 syf.··
2023 7. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2023 23:27
Suzan Defter, Ayfer Tunç’un okuduğum üçüncü kitabı ve yazarı en sevdiğim yazarlar listesine almama beni bir adım daha yaklaştırdı. Kısa bir roman ama uzun süre düşündürüyor. Kitap aslında iki günlükten oluşuyor; yolları kesişen iki insanın aynı tarihlerde tuttukları günlüklerden. Biri kadın biri erkek iki insanın olaylara kendi taraflarından bakışını izleme fırsatı yaratıyor. Kitap bir sayfa kadının günlüğünden diğer sayfa erkeğin günlüğünden olacak şekilde yazılmış fakat ben bu şekilde okuyup uyumlanmakta zorlandım. Bu nedenle tarihi takip ederek, her iki karakterin aynı tarihlerde yazdıklarını arka arkaya, bütünleyerek okudum. Böyle daha anlaşılır oldu. Kitabı önce bir karakterin defterini, sonra diğer karakterin defterini tümüyle okuyanlar olmuş, ben böyle okunmasını önermem, senkronize şekilde okumak kitabın ruhunu daha iyi algılamamı sağladı benim. Kitabın konusu aslında hem kadın erkek ilişkileri hem de aile içi ilişkiler. Bundan sonrası biraz spoiler içeriyor. Kitaba adını veren Suzan aslında kitapta bir ana karakter olarak yer almıyor, sadece geçmişten bir kahraman Suzan ama ana kadın karakterimiz Suzan ile kendini öyle özdeşleştirmiş ki bir yerden sonra Suzan oluyor. Biz de kitap boyunca hem Suzan’ı; hem de ana karakterin kendini bulma çabalarını, neden Suzan’ın benliğini gölgesi gibi benimsediğini, bütün bunlara sebep olan ailesel ve içsel çatışmalarını izliyor, irdeleme fırsatı buluyoruz. Diğer taraftan erkek karakterin yalnızlığını; yaşamdaki sevgiyi tadamama, sevmeyi öğrenememe hallerini ve buna sebep olan ailevi çatışmalarını, çocukluk yaşantılarını izliyoruz. Ve bu iki insanın birbirine sadece anlatarak, dinleyerek, paylaşarak şifa oluşlarını görüyoruz. Ayfer Tunç kısa bir romana çok şey sığdırmış, hem de bunu edebi bir dille basitleştirmeden yapmış.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma