Ayşegül

Ayşegül
@aysglszr
yanmamak için suya atlamış da boğulmuş
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2020 12:48
"İki türlü Oğuz Atay okuru vardır. " diyor Orhan Pamuk: Birincisi 'Ah canım Selim!' duyarlığına ilgi duyan kültür ve melodram düşkünü okur, İkincisi ise 'Bat dünya bat!' sinizmini seven alaycı okur. Ben ikinci takımdanım ve birincilerin Oğuz Atay'dan pek bir şey anladıklarını sanmıyorum." Yazmak için biraz oturmasını bekledim kitabın. Bu yaşıma kadar okuduğum romanlardan çok çok farklıydı, üslup bakımından, belki içerik bakımından. Bana çok dokunan bir kitap oldu. Çoğu insan özellikle günümüz insanının popülarizm sevdasından kitaba ve gördüğü alıntılara ön yargılı. 2015 Twitter'ında çok moda olmuştur bir ara, ben yetişemedim malum yaşımızdan. Bu yüzden her şeye geç kalmışım gibi hissediyorum. Ben küçükken hep kırmızı kaplı kocaman bi kitap salondaki rafta dururdu. Babam hep koca koca kitaplar okuyor, ben de okurum diyerek hep heveslenirdim. Tabii 10 yaşındaki çocuk ne kitabı okuyacak, bir de postmodernizmmiş, ölümmüş, disconnectus erectus'lukmuş, hiç anlaşılmazmış o zamanlar. Biraz da buna hayret ediyorum; bir hayat yaşıyoruz, nefes alan ve düşünen, gelişen bir varlığız fakat zaman kavramı o kadar esnek ve zor ki her düşünceyi ve her kitabı, en azından benim için öyle, istediğimiz zamanda okuyamıyoruz. Kitabın içeriğinden bahsederek keyif kaçırmak kötü. Benim de keyfim kaçıyor öyle özet yazan okuru görünce. Sadece biricik görüşlerim yeterli gelecektir sizlere. İlk olarak zaten bilinçli bir okuyucuysanız, okumayı kendinize önem verdiğiniz için okuma yapıyorsanız, bir kitabı okumaya karar verirken mutlaka o kitabın içeriği, işlenişi, tarzını incelersiniz. İnsanın kendini bildiğinde okuması gereken bir kitap bu. Açıkçası herkesin, canım ülkemin okuma oranlarını da göz önüne alırsam, bu kitabı şipşak şekilde okuyabileceğini düşünmüyorum. Mutlaka bir temeliniz
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·160 syf.··
2020 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2020 13:06
London'ın şimdiye kadar üç kitabını okumuştum, gayet de beni kendine çeken ve sürükleyici kitaplardı. Yazarın üslubu ve kurgulaması çok etkileyiciydi. Başka bir kitabını okumak istediğimde ise Adem'den Önce'ye rast geldim. Kitabı satın alırken konusu okuduğumda fantastik bir kurgu gibi gelmişti. Okuması keyifli olur diye almıştım. Elime alıp incelediğimde, bir de çevirmenin notlarını okuduğumda -ki bu Jack London'ın kitaplarında en sevdiğim şeylerden biri: hikaye ya da roman olması fark etmeksizin yazdığı her şeyde o kadar donanımlı ve bilgi verici ki kitabı bitirdiğinizde sadece bir düzyazı okumuş değil bir sürü şey öğrenmiş olarak kapatıyorsunuz kapağını- aslında hayatımda ilgilendiğim ve öğrenmekten zevk aldığım bir konunun temeliyle yazmış olduğunu fark ettim. Kitap 1906 yılında ilk kez yayımlanmadan önce, Charles Darwin'in Türlerin Kökeni (1859) ve İnsanın Türeyişi (1871) kitapları bilim camiasında evrim üzerine büyük ses getirmiş kitaplar olmuştu. London'ı araştırıp hayatı hakkında biraz bilgi sahibi olursanız evrim hakkında da bilgisi olduğunu görürsünüz diyemem, Martin Eden'dan sonra okuduğum yazılar ve izlediğim belgesele rağmen benim bile en ufak bir fikrim olmamıştı. Lakin kitapta hem yazarın girişteki bahsetmesinden hem de çevirmenin açıklamasından London'ın bu konu hakkında bilgi sahibi olduğu gayet açık. Bu okuyucuya bir şeyler katması açısından mükemmel bir şey: bilim ve edebiyat. Okuduğunuz bu incelemede kitabın içeriğiyle ilgili herhangi bir önbilgi (spoiler?) vermek istemiyorum çünkü benim de tadımı kaçırıyor, biliyorum. Yaklaşık 150 sayfa olmasına rağmen içi dolu dolu bir kitap. Sadece evrim hakkında değil yazarın tüm metni kurguladığı fikir de çok ilginç, keşke bunun hakkında daha çok şey görebilsek dedim okuyunca. Dili zor değil, okuması da
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526,1bin okunma
10/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2020 17:04
·
İki yıl önce İzmir Kitap Fuarı'nda İş Bankası Kültür Yayınlarının standında almak istemiştim bu kitabı. Virginia Woolf'u az buçuk tanıyordum ama bir eseri tam olarak kavramanın o eserin yazarını tanımakla doğru orantılı olduğunu henüz bilmiyordum. Kitabı aldım o gün fakat ilk başta çok garip geldi ve okumaktan çekindim açıkçası. Bilmediğimiz şeylerden korkarız derler ya, o hesap belki de. Biraz araştırmadan sonra (bu araştırma hem Dalgalar hem de Woolf üzerineydi), kendime bir üçleme belirledim. Okuyacağım ilk kitap Kendine Ait Bir Oda, ikincisi Deniz Feneri üçüncüsü ise şu an incelemesini okuduğunuz Dalgalar'dı. Bu kitabı okuyana dek Virginia Woolf'un ideolojik kişiğini ve edebi kişiliğini biliyordum diyebilirim. Ama nasıl bir psikolojide yazdığını ve hayata nasıl bir açıyla baktığını hiç düşünmemiştim. Yorumumu iki açıdan yaparsam daha sağlıklı olacağını düşünüyorum: eserdeki teknik ve işlenen konunun depresifliği. Hayatımda okuduğum en depresif kitaptı. Virginia Woolf'un özel hayatını bu kitabı okurken araştırdım, hayatının çoğu döneminde intihara meyilli olması ve sonunda intihar ederek yaşamına son vermesi kitaptaki melankolik havayı da açıklamış oldu. Buna rağmen okuması çok zevkliydi. Bildiğimiz roman üslubuyla alakası olmayan ve oyun-şiir adı verilen bir teknikle yazmış bu romanı. İlk 30 sayfada adapte olmada biraz zorlandım ama sonlara gelene kadar çok güzel aktı. Ne anlatıyor diye soracak olursanız, 6 arkadaşın hayatının dönemlerini konu alıyor ama çok dağınık bir şekilde işlenmiş bu dönemler. Ve söylemem lazım, yazıldığı zamana karşın döneminin çok ötesinde bir kitap. Şu an yayımlansaydı best seller olurdu diye düşünüyorum. Kitapta beni en çok etkileyen kısım bu altı arkadaşın dostu olan, Percival'ın, ölmesi oldu. Belki de geride kalan bu insanların
1000Kitap
DalgalarVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,969 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2020 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2020 18:27
·
Kitap yayımlandığı günden beri çok ilgi gören ve güncelliğini yitirmeyen bir kitap. Objektif bir yorum yapmak gerekirse insan kitabın ortalarına doğru Orwell'ın böylesine bir dünyayı ayrıntılı bir biçimde nasıl 1930'larda kurgulayıp da kaleme aldığına şaşırıyor. Doğrusu bu kitabı tam anlamıyla özümseyip de en doğru sözü söylemek için henüz çok genç olduğumu düşünüyorum. Sanırım hayatımın ilerleyen dönemlerinde tekrar okuyup da yeni bakış açıları kazanacağım kitaplardan biridir 1984. Can Yayınları'dan Celal Üster çevirisiyle okudum. Çevirmen, notlarında Orwell'n kitabı neden 1984 olarak adlandırdığını da açıklamış: Yazar, yakın arkadaşına mektubunda "Kitabın yazımını 1948 yılında tamamladığım için, 1948'in son iki rakamının yerlerini değiştirmeye karar verdim." demiş. Kitap hakkında fikir aldığım insanların neredeyse tümü kitabın günümüze birebir uyuştuğunu, ne tür kötülükler ararsam aynısı olduğunu belirtmişlerdi. Bu yüzden okumaya biraz önyargılıydım başta. Halbuki böylesine uç kurgular seven biri olmama rağmen. Fakat tam tersi ben birebir günümüz olduğu fikrine katılmıyorum. Bazı benzerlikler var evet, ama Orwell'in çok fazla nefret içinde hayal ettiği o detaylar yok. Okuyunca nerede olduğunuz, kaç yaşında olduğunuz yeni şeyler öğrenmenize mani olmayacak. Okuyunuz okutunuz.
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
Puan vermedi·1062 syf.··
2020 1. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2020 19:01
Kitap bitti, ben de bittim. Aralık'ı ortasında başlamıştım fakat devamı gelmemişti okuldan ve derslerden, ben de yılbaşında yeniden başladım. Eserin ismi Anna Karenina iken teknik olarak baktığınızda her olayla ilişkili olan karakter olması gerekiyorken yazarın tüm roman boyunca en az üstünde durduğu karakterdi :( İlk okumaya başladığımda çok heyecanlıydım Anna'nın tüm yönlerini göreceğim için ama öyle olmadı. Diriliş'i de okurken beni sıkmıştı. Konular aynı olmasa bile işlemiş tarzı andırıyor ve ben her seferinde Tolstoy'un nasıl romantik olmadığına şaşırıyorum :( Değer ve yargı çatışmaları çok baskın oluyor hep. Kitaplarının sonunda çoğu karakter Hristiyan oluyor veya 'doğru yola doğru' geliyor. Tüm kitapta olmasa bile hep sonlara doğru din olgusunun böyle merkezde işlenmesi bana sıkıcı geliyor. Ama güzeldi ya okunur, okuyun.
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma