"İki türlü Oğuz Atay okuru vardır. " diyor Orhan Pamuk:
Birincisi 'Ah canım Selim!' duyarlığına ilgi duyan kültür ve melodram düşkünü okur,
İkincisi ise 'Bat dünya bat!' sinizmini seven alaycı okur. Ben ikinci takımdanım ve birincilerin Oğuz Atay'dan pek bir şey anladıklarını sanmıyorum."
Yazmak için biraz oturmasını bekledim kitabın. Bu yaşıma kadar okuduğum romanlardan çok çok farklıydı, üslup bakımından, belki içerik bakımından.
Bana çok dokunan bir kitap oldu. Çoğu insan özellikle günümüz insanının popülarizm sevdasından kitaba ve gördüğü alıntılara ön yargılı. 2015 Twitter'ında çok moda olmuştur bir ara, ben yetişemedim malum yaşımızdan. Bu yüzden her şeye geç kalmışım gibi hissediyorum.
Ben küçükken hep kırmızı kaplı kocaman bi kitap salondaki rafta dururdu. Babam hep koca koca kitaplar okuyor, ben de okurum diyerek hep heveslenirdim. Tabii 10 yaşındaki çocuk ne kitabı okuyacak, bir de postmodernizmmiş, ölümmüş, disconnectus erectus'lukmuş, hiç anlaşılmazmış o zamanlar. Biraz da buna hayret ediyorum; bir hayat yaşıyoruz, nefes alan ve düşünen, gelişen bir varlığız fakat zaman kavramı o kadar esnek ve zor ki her düşünceyi ve her kitabı, en azından benim için öyle, istediğimiz zamanda okuyamıyoruz.
Kitabın içeriğinden bahsederek keyif kaçırmak kötü. Benim de keyfim kaçıyor öyle özet yazan okuru görünce. Sadece biricik görüşlerim yeterli gelecektir sizlere.
İlk olarak zaten bilinçli bir okuyucuysanız, okumayı kendinize önem verdiğiniz için okuma yapıyorsanız, bir kitabı okumaya karar verirken mutlaka o kitabın içeriği, işlenişi, tarzını incelersiniz. İnsanın kendini bildiğinde okuması gereken bir kitap bu. Açıkçası herkesin, canım ülkemin okuma oranlarını da göz önüne alırsam, bu kitabı şipşak şekilde okuyabileceğini düşünmüyorum. Mutlaka bir temeliniz